Erkeklerin kalp ve damar hastalıklarında genellikle göğüs ağrısı şikâyetiyle doktora başvurduklarını belirten uzmanlar, kadınlarda bu belirtilerin terleme bulantı hatta çene ağrısı gibi etkenlerin de eklendiğini belirterek, kadınların hayatını kaybetmede kalp hastalıklarının birinci sırada yer aldığına vurgu yaptı.
Konu ile ilgili olarak bir değerlendirme yapan Anadolu Sağlık Merkezi Kalp- Damar Cerrahisi Uzmanı ve Kalp Sağlığı Koordinatörü Prof. Dr. Sertaç Çiçek, bu farklı belirtilerin kadının aklına kalp hastalıklarını getirmediği için teşhisin geciktiğini belirterek, “Bilinenin aksine kadınların ölüm nedenlerinde birinci sırada meme kanseri değil kalp hastalıkları yer alıyor. Her 31 kadından biri meme kanseri nedeniyle hayatını kaybederken her 3 kadından biri kalp hastalığı nedeniyle yaşamını yitiriyor” dedi.
Erkekler  kalp ve damar hastalıklarında genellikle göğüs ağrısı şikâyetiyle doktora başvururken; kadınlarda, göğüs ağrısı dışında, nefes darlığı, bulantı, terleme, yorgunluk, hazımsızlık, bayılma, hatta çene ağrısı gibi şikâyetlerinde görülebileceğini belirten Prof. Çiçek, “Bu da hastalığın erken tanısının engellenmesi anlamına geliyor; Çünkü genellikle bu ağrıların altında bir kalp hastalığı olduğu akla gelmiyor.” ifadelerini kullandı.  
Böyle bir durumda kalp krizinin bile çok geç dönemde tanınabildiğini söyleyen Prof. Dr. Çiçek, geç teşhisin damarların balonla, stentle açılma şansını da ortadan kaldırdığını belirtti.
Koroner arter hastalığı, hipertansiyon, inme ve konjestif kalp yetersizliği gibi kalp sorunlarını kadınlarda daha sık görüldüğünü anlatan Prof. Dr. Çiçek, “ABD’deki istatistiklere göre her yıl yaklaşık 500 bin kadın kalp krizi geçiriyor, 250 bin kadın kalp ve damar hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’deki rakamlar ise, kalp ve damar hastalığı nedeniyle ölümlerin 45-75 yaş arasındaki erkeklerde binde 8, kadınlarda binde 4.3 olduğunu gösteriyor” diyor.
Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerde erkeklerde son 20 yıldır azalma olurken, kadınlarda ise tam tersi bir tablonun görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Çiçek, “Tüm bu rakamlar, toplum genelinde kalp-damar hastalıklarının bir erkek hastalığı olduğu yönündeki algıyı kırabilecek kadar anlamlı” diye konuştu.

Bugüne kadar kalp hastalıklarıyla ilgili olarak yapılan çalışmaların erkek popülasyonu üzerinde gerçekleştirildiğini ve cinsiyete bağlı farklılıkların tam olarak yansıtılmadığını söyleyen Prof. Dr. Çiçek, menopoz öncesi kadınlarda kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığının daha düşük olduğunu hatırlatarak, “Eğer sigara içimi söz konusuysa hipertansiyon, diyabet, obezite varsa, ailede de bu hastalık görülmüşse erken izleme gerekebilir” dedi.
Kadınlar kalp hastalıklarının farkında değil!
Kadınlarda farkındalık konusundaki genel tabloyu ABD’de yapılan bir anketten çıkan sonuçlarla açıklayan Prof. Dr. Çiçek, “Yapılan ankette kadınlara, ‘kendiniz için sağlıkta en büyük risk faktörü olarak neyi görüyorsunuz?’ diye sorulduğunda ilk cevap olarak meme kanseri, ikinci cevap olarak rahim ve genital organ kanserleri, üçüncü cevap olarak ise kalp ve damar hastalıkları veriliyor. Oysa her 30 kadından biri meme kanseri nedeniyle hayatını kaybederken, her 2-3 kadından biri kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu da kadın sağlığında kalp hastalıkları riskinin ne denli yüksek olduğunu; ancak anket sonuçlarına göre kadınların bu durumun tam anlamıyla farkında olmadıklarını gösteriyor.” ifadelerini kullandı.
“Bazı kalp hastası kadınlarda gebelik sorun olabiliyor”
Kalp hastası kadınlarda en çok merak edilen ve konuşulan hususlardan birinin de gebelik olduğunu anlatan Prof. Dr. Çiçek, gebelik esnasında artan metabolizma hızını karşılamak için kalbin üzerindeki yükün arttığını, kalpteki hastalığın ciddiyetine ve derecesine göre gebeliğin izlenebildiğini belirtiyor.
Prof. Dr. Çiçek, “Ancak bazı kalp hastalıkları var ki, onların gebe kalmasını istemiyoruz. Çünkü ciddi boyutlarda yaşamı tehdit edebilecek sorunlar ortaya çıkabiliyor. Özellikle belirli kapak hastalıklarında gebeliğin izlenilmesine izin verebiliyoruz. Akciğer basıncı, doğumsal kalp hastalıklarına bağlı akciğer hipertansiyonu olan, ciddi, aort kapağının ileri derecede daraldığı olgularda tedavi yapılmadan gebeliğe izin verilmesi uygun değildir” diye konuştu.

Kadın ve erkek kalbi arasındaki 5 fark

Kadın ve Erkek kalbi arasındaki 5 temel farkı maddeler halinde sıralayan Prof. Dr. Çiçek bu farkların dikkate alınması tavsiyesinde bulundu.

Prof. Dr. Çiçek, “Erkek ve kadınlar özelinde kalp hastalıkları açısından temel farklar şöyle sıralanıyor” diyerek;

1. Erkeklerde kalp ve damar hastalıklarında göğüs ağrısı şikâyeti olurken, kadınlarda bu şikâyetin yanı sıra; nefes darlığı, bulantı, terleme, yorgunluk, hazımsızlık, çene ağrısı ve bayılma gibi belirtiler de görülebiliyor.

2. Kalp ve damar hastalıklarına (koroner arter) dair belirtiler kadınlarda erkeklere oranla 10 yıl gecikmeli olarak, özellikle menopozdan 5-6 yıl sonra görülmeye başlıyor. Erkeklerde ise daha erken, 40’lı yaşlardan itibaren ortaya çıkıyor. Bunun nedeni tam olarak bilinmese de, menopoz öncesi kadınlarda östrojen hormonunun koruyucu etkilerinin olduğu düşünülüyor.

3. Kadınların anjiyo olma olasılıkları erkeklere göre daha düşüktür; çünkü daha az sayıda kadın, test sonucunda koroner anjiyografiye yönlendiriliyor. Örneğin, efor testi kadınlarda yanıltıcı sonuçlar verebiliyor.

4. Anjiyografiye giren ve damarlarına stent takılan kadınlarda, erkeklere oranla komplikasyonlar daha fazla görülüyor.

5. Kadınlarda ameliyat döneminde daha fazla yara enfeksiyonu olabilirken; solunum cihazına bağlı kalma süreleri, hastanede yatış süreleri de uzuyor ve daha fazla kan transfüzyon gerekliliği görülebiliyor.” Maddelerini sıraladı. İlkha

Editör: Haber Merkezi