Derleyen: Musa ÇELEBİ
Bu kültürün en bilinen ailelerinden biri de Elîkê Zorê olarak tanınan Gülsever ailesiydi.
Elîkê Zorê ve ailesi, yıllar önce Mardin’in Savur ilçesine bağlı Biriva, bugünkü adıyla Sancaklı köyünden yola çıktı. Daha sonra Pınarbaşı, yani Meteri köyüne yerleşen aile, ardından Bismil’in Tepe nahiyesine geldi. Zamanla Tepe ve çevresinde tanınan, sevilen ve düğünlerin aranan isimleri haline geldiler.

Elîkê Zorê’nin oğulları Teymeno, Şikrî ve Tajdîn, Barava düğünlerinde rebap çalar, karşılıklı türküler söyler ve halay havalarıyla düğünleri coştururdu. Onların çaldığı ezgilerle halaylar daha bir hareketlenir, düğün meydanları şenlenirdi.

Resim: Teymeno
Düğünlerde damat ve gelin tarafının yakınları onların önüne çıkarak, “Filanca yiğit ve mert ailenin şabaşıdır” diyerek para verirdi. Onlar da bu şabaşın ardından daha coşkulu çalar, daha içten söylerdi. Şabaşlarını almadan düğün yerinden ayrılmazlardı. Çünkü o dönem düğünlerde dengbej/müzisyenin emeği, halkın gönlünden kopan bahşişle karşılık bulurdu.
Yaz aylarında at arabalarıyla köy köy dolaşırlardı. Her köyde dostları, tanıdıkları, onları bekleyen insanlar vardı. Kapı kapı gezmez, herkesin evine uğramazlardı. Ama gittikleri yerlerde hem müzikleriyle hem de anlattıkları mizahi hikâyelerle insanları güldürür, köy meydanlarına neşe katarlardı.

Resim :Tajdin
O dönem Tepe’de yerel müzisyenler yalnızca düğünlerde çalan kişiler değildi. Onlar halkın içinden çıkan, halkın dilini bilen, yaşanan olayları mizah yoluyla anlatan, toplumun hafızasında iz bırakan kişilerdi. Kimi zaman bir olayı türküyle dile getirir, kimi zaman bir hikâyeyi gülümseterek anlatır, kimi zaman da bir düğünü unutulmaz hale getirirlerdi.
Resim: Şikri’yo gençlik resmi
Mehdi Gülsever’den alınan bilgilere göre, Elîkê Zorê’nin oğlu Tajdîn, 1967 yılında Aluç köyüne yerleşti. Aluç’ta Mustafa’yı Halil’in yanında kaldı. Teymeno ve Şikrî ise Tepe’de kaldılar, burada ev aldılar ve yaşamlarını sürdürdüler.
Elîkê Zorê, 1974 yılında yaklaşık 90 yaşındayken vefat etti. Mezarı Tepe Mezarlığı’nda bulunmaktadır. Onun ardından aile fertleri farklı yerlere dağıldı. Teymeno Gülsever vefat etti. Şikrî’yo ise önce Bismil’in Kopmaz, bilinen adıyla Gırmalık köyüne yerleşti, ardından Adana’ya göç etti. Şikrî’yonun bugün hâlâ hayatta olduğu belirtiliyor.

Tajdîn ise daha sonra Bismil’in Serçeler, eski adıyla Melefeyata köyüne yerleşti. Vefatının ardından cenazesi Tepe Mezarlığı’na defnedildi. Tajdîn’in çocukları ise Uşak’a göç etti. Oğulları Arap Uşak’a ve Zeydin’in ise İsparta’da yaşadığı ifade ediliyor.
Elîkê Zorê’nin kızlarından biri Pınarbaşı’na, bir diğeri ise Başköy’e gelin gitti. Kardeşi Hasankı Zorê ise Tepe nahiyesinde kaldı. Hasankı Zorê’nin mezarı ise Güzelköy, eski adıyla Sınsı köyü mezarlığında bulunuyor.
Bugün artık o eski düğünlerde rebap çalan, halkı güldüren, hikâyeler anlatan, köy köy dolaşan yerel müzisyenler yok denecek kadar azaldı. O kültürün taşıyıcıları ya vefat etti ya da aileleriyle birlikte batı illerine göç etti.
Ancak aradan geçen yıllara rağmen Elîkê Zorê ve çocuklarının adı hâlâ unutulmadı. Özellikle 50 yaş ve üzerindeki birçok kişi, onların düğünlerde çaldığı ezgileri, anlattığı mizahi hikâyeleri ve halk arasında bıraktıkları izleri bugün bile anlatmaya devam ediyor.
Bismil Barava’nın Dengbejleri /Ozanları olarak hafızalarda yer edinen Elîkê Zorê ve Gülsever ailesi, bir dönemin sadece müzisyenleri değil; aynı zamanda halk kültürünün, mizahın, sözlü tarihin ve köy yaşamının canlı temsilcileriydi.
Bugün onların hikâyesi, kaybolmaya yüz tutan bir kültürün sessiz ama derin izlerini taşıyor.



