Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, QAD-Barış Meydanı için kaleme aldığı “Birlikte Kazanmak” başlıklı yazısında çatışma çözümü, silahsızlanma ve demokratikleşme sürecine ilişkin görüşlerini paylaştı.

Demirtaş, sürecin ilerleyebilmesi için taraflar arasında iş birliği geliştirilmesi, karşılıklı güvenin yeniden oluşturulması ve herkesin kendi sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini belirtti.

Sürecin karşı karşıya bulunduğu zorluklara değinen Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:

“Çatışma çözümleri ve silahsızlanma süreçlerinin her aşaması zorludur, her aşamanın kendine özgü handikapları ve fırsatları vardır. Önemli olan, süreçte rol üstlenen bütün aktörlerin zorlukları aşmak için güçlü iş birlikleri geliştirmeleri ve fırsatları ortak kazanımlara dönüştürebilecek kapasitelerini harekete geçirmeleridir.”

Demirtaş, geçmiş deneyimlerin yarattığı güvensizliğin de süreçte etkili olduğunu belirterek, değişimi savunanlarla buna karşı çıkan yaklaşımlar arasındaki farklılıkların tıkanmalara neden olduğunu ifade etti.

“Devletin ve örgütün sorumlulukları birbirinin yerine geçemez”

Adsiz Tasarim 77

Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolüne değinen Demirtaş, silahlı mücadelenin yerine siyasi çözüm yollarının geliştirilmesi gerektiği yönündeki değerlendirmelerini paylaştı.

Demirtaş, devletin ve PKK’nin farklı sorumluluklar taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Kuşkusuz değişim ihtiyacı süreçte rol üstlenen bütün aktörler için geçerlidir ancak herkesin sorumluluğu, bulunduğu konuma ve sahip olduğu imkanlara göre farklılaşır. Devletin demokratikleşme, hukuki güvenceleri oluşturma ve özgürlüklerin önünü açma sorumluluğu ile örgütün silahsızlanmayı ilerletme sorumluluğu birbirinin yerine geçemez.”

Çözümün yalnızca tek bir tarafın atacağı adımlarla sağlanamayacağını belirten Demirtaş, sürecin bütün aktörlerinin katkısının gerekli olduğunu savundu.

“Ortak güvenin yeniden inşa edilmesi gerekiyor”

Sürecin ilerlemesinde güven meselesinin önemli bir yer tuttuğunu belirten Demirtaş, geçmişte yaşanan gelişmelerin oluşturduğu güvensizliğin aşılması gerektiğini ifade etti.

Demirtaş, yazısında şu değerlendirmeye yer verdi:

“Bütün bunların gerçekleşebilmesi için sürecin en önemli ihtiyaçlarından biri de ortak güvenin yeniden inşasıdır. Geçmiş deneyimlerin, yerine getirilmeyen sözlerin ve yaşanan ağır kırılmaların yarattığı güvensizlik yalnızca iyi niyet çağrılarıyla aşılamaz. Sürece katılan herkesin birbirinden peşinen güven beklemek yerine, güveni birlikte üretecek koşulların oluşmasına katkıda bulunması gerekir.”

Öcalan’ın çalışma ve iletişim koşullarına dikkat çekti

Demirtaş, Abdullah Öcalan’ın süreçte üstlendiği rolü yerine getirebilmesi için statüsünün, çalışma imkânlarının ve iletişim koşullarının netleştirilmesi gerektiğini savundu.

Bu konuda yaşanan gecikmelerin süreci olumsuz etkileyebileceğini belirten Demirtaş, şunları kaydetti:

“Atılması gereken en acil adımsa Sayın Öcalan’ın rolünü oynayabileceği statüsünün, imkanlarının ve koşullarının netleşmesidir. Bu adımın atılması uzadıkça süreç gelgitler yaşamaya devam edecektir. Sayın Öcalan'ın süreçte üstlendiği rolün gerektirdiği çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması yalnızca kendisiyle ilgili bir mesele değildir. Silahsızlanma kararının uygulanması, ortaya çıkabilecek sorunların çözülmesi ve sürecin farklı aktörleri arasında sağlıklı iletişimin kurulması bakımından gereklidir. Sorumluluk üstlenmesi beklenen bir aktörün bu sorumluluğu yerine getirmesini sağlayacak koşulların oluşturulması, sürecin kendi iç tutarlılığının gereğidir.”

“PKK silahsızlanma aşamasına hız vermeli”

Demirtas Jpg 160908150606 2 0.Jpg

Demirtaş, DEM Parti ve diğer muhalefet partilerinin süreçte yapıcı bir siyasi dil kullanmasının önemine dikkat çekerken, PKK’ye de silahsızlanmanın hızlandırılması çağrısında bulundu.

Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Öcalan’ın koşullarının netleştirilmesi için de DEM Parti başta olmak üzere tüm muhalefetin pozitif bir dille yapıcı siyaseti hakim kılması önemlidir. Aynı zamanda PKK'nin de daha yapıcı, cesur ve kararlı bir duruşla silahsızlanma aşamasına hız vermesi, sürecin ilerlemesini ve diğer aktörlerin adım atmasını kolaylaştıracaktır. Herkes bulunduğu yerin zorluklarını, zorunluluklarını en iyi kendisi bilir.”

“Toplum da barışın öznesi haline gelmeli”

Barış sürecinin yalnızca siyasi aktörlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Demirtaş, toplumsal katılımın önemini vurguladı.

Demirtaş, “Toplumsal desteği güçlendirmeyen bir çözümün kalıcı olması güçtür. Geçmişin yarattığı korkuları ve güvensizlikleri aşmak, toplumun geleceğe ilişkin umutlarını büyütmek ve toplumsal desteği güçlendirmek gerekir. Çünkü barışı yalnızca sürecin aktörleri kuramaz, bu nedenle toplumun da barışın öznesi haline gelmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye, Kürtler ve Orta Doğu halkları açısından ortak kazanımların mümkün olduğunu savunan Demirtaş, iş birliği ve karşılıklı sorumluluk çağrısını yineledi.

Demirtaş, 3 Kasım tarihli yazısını şu sözlerle tamamladı:

“Önce riskleri beraber göğüsleyelim, handikapları el birliğiyle aşalım ki sonra meyveleri de tüm halklar hep beraber toplayabilelim, hep birlikte kazanalım.”

Kaynak: Haber Merkezi