YAZAR MEHMET SEBIH ALTUN

Bismil'i anlatmak, yalnızca sokaklarını, caddelerini ya da binalarını anlatmak değildir. Bismil'i anlatmak; sabahın erken saatlerinde ekmek kokusuyla uyanan mahalleleri, yaz akşamlarında damlarda edilen sohbetleri, komşunun kapısını çalmadan girilebildiği günleri ve insanların birbirine hâlâ insan gibi davrandığı zamanları anlatmaktır.

I M G 5080

Çünkü Bismil, birçok insan için bir coğrafya değil; bir hatıradır.

Bugün Türkiye'nin dört bir yanında, Avrupa'nın birçok ülkesinde ve dünyanın farklı şehirlerinde yaşayan binlerce Bismilli vardır. Kimi yıllar önce eğitim için ayrılmıştır, kimi ekmeğinin peşinden gitmiştir, kimi hayatın şartları gereği memleketinden uzak düşmüştür. Fakat ne kadar uzaklaşılırsa uzaklaşılsın, insanın içinde taşıdığı bazı yerler vardır ki hiçbir zaman geride kalmaz.

Aded0Ac9 9741 4818 8225 Adc65F968B62

Bismil de onlardan biridir.

Bazen bir türkü duyulduğunda gelir akla.

Bazen çocuklukta oynanan bir sokak.

Bazen yıllardır görülmeyen bir dostun yüzü.

Bazen de gece vakti ansızın insanın içine düşen memleket özlemi...

İnsan yıllarca başka şehirlerde yaşayabilir. Başka sokaklarda yürüyebilir, başka insanlarla dost olabilir. Fakat bir gün bir çocukluk anısı gelip omzuna dokunduğunda anlar ki insanın asıl memleketi, büyüdüğü yerdir.

Bismil'in bereketli topraklarında büyüyen herkes bilir; orada hayat bazen zor olsa da samimidir. İnsanlar birbirini tanır. Acı yalnız yaşanmaz. Sevinç yalnız paylaşılmaz. Bir evde düğün varsa mahalle sevinir. Bir evde cenaze varsa mahalle yas tutar.

Belki de bizi birbirimize bağlayan şey tam olarak budur.

Çünkü şehirleri büyük yapan binalar değil, insanlar arasındaki bağlardır.

I M G 5074

Bismil'in en büyük zenginliği de hiçbir zaman taş binaları olmadı. Onun zenginliği insanlarıydı.

Fedakâr annelerdi.

Sabah gün doğmadan işe giden babalardı.

Evlatları için ömrünü adayan ailelerdi.

Komşusunu kendinden ayırmayan güzel insanlardı.

Bugün dönüp geçmişe baktığımızda çoğumuzun özlediği şey aslında çocukluğumuzdur. O günlerde sahip olduğumuz imkânlar değil, sahip olduğumuz samimiyettir.

Bir topun peşinden saatlerce koştuğumuz günler...

Bir bardak çayın etrafında kurulan dostluklar...

Yaz gecelerinde yıldızların altında yapılan sohbetler...

Elektriklerin kesildiği akşamlarda bile gülümseyebilen insanlar...

Bunların her biri bugün hafızamızın en değerli köşesinde duruyor.

Ve ne zaman Bismil'in adı geçse, sadece bir ilçe adı değil; bütün bu hatıralar yeniden canlanıyor.

Çünkü insan, doğduğu yeri unutmaz.

Toprağın kokusunu unutmaz.

Suyunun tadını unutmaz.

İlk kez düştüğü sokağı unutmaz.

İlk kez sevindiği meydanı unutmaz.

İlk kez ağladığı evi unutmaz.

Bismil'in sokaklarında büyüyen herkesin ortak bir hikâyesi vardır aslında. İsimler değişir, mahalleler değişir, yıllar değişir; fakat duygular değişmez.

Hepimizin çocukluğu birbirine benzer.

Hepimizin özlemi birbirine benzer.

Hepimizin kalbinde taşıdığı memleket sevgisi birbirine benzer.

Belki bugün farklı şehirlerdeyiz.

Belki farklı ülkelerdeyiz.

Belki yıllardır aynı sokaklardan geçmiyoruz.

Fakat içimizde hâlâ aynı Bismil yaşıyor.

Çünkü memleket sadece yaşanılan yer değildir.

Memleket, insanın içinde taşıdığı duygudur.

Ve bazı duyguların zamanı geçmez.

Bismil de böyledir.

Ne kadar değişirse değişsin, ne kadar büyürse büyüsün, ne kadar modernleşirse modernleşsin; onu asıl değerli kılan şey insanlarının yüreğidir.

Bugün bize düşen görev de budur.

Geçmişimizi unutmamak.

Birbirimizi unutmamak.

Dostluğu unutmamak.

Dayanışmayı unutmamak.

İnsanlığı unutmamak.

Çünkü bir şehri ayakta tutan şey beton değil, vicdandır.

Bir toplumu güçlü yapan şey zenginlik değil, birliktir.

Ve bir memleketi unutulmaz yapan şey, insanlarının birbirine duyduğu sevgidir.

Bir gün gelir, yıllar sessizce geçer.

Saçlara aklar düşer.

Çocukluk arkadaşlarının bir kısmı başka şehirlere gider, bir kısmı başka ülkelere, bir kısmı ise ebediyete uğurlanır.

Sokaklar değişir.

Evler değişir.

İnsanlar değişir.

Ama bazı şeyler değişmez.

İnsanın kalbinde taşıdığı memleket değişmez.

Çünkü memleket, üzerinde yaşadığımız toprak değildir sadece.

Memleket; ilk kez "anne" dediğimiz evdir.

İlk kez düştüğümüz sokaktır.

İlk kez sevindiğimiz meydandır.

İlk kez ağladığımız avludur.

Ve insan, kalbine işleyen hiçbir yeri unutamaz.

Bismil de unutulmaz.

Çünkü Bismil, yalnızca Diyarbakır'ın bir ilçesi değildir.

O, Dicle'nin suyunda serinleyen çocukluğumuzdur.

Buğday başaklarıyla sararan ovalarımızdır.

Kış gecelerinde soba başında dinlenen hikâyelerdir.

Bismil'in geleceği de ancak bu sevgiyle kurulacaktır.

Gençlerin umuduyla...

Büyüklerin tecrübesiyle...

Kadınların emeğiyle...

Çocukların gülüşüyle...

Ve her şeyden önemlisi birbirine sahip çıkan insanların varlığıyla...

Bir gün dünyanın neresinde olursak olalım, Bismil'in adı kulağımıza geldiğinde içimizde aynı sıcaklık oluşacak.

Çünkü bazı yerler sadece yaşanmaz.

Bazı yerler insanın ruhuna yerleşir.

Ve insan, ruhuna yerleşen hiçbir şeyi ömrü boyunca unutamaz.

İşte Bismil de böyledir.

Bir ilçe olmanın çok ötesinde...

Bir hatıra...

Bir özlem...

Bir aidiyet...

Ve her Bismillinin yüreğinde taşıdığı ortak bir evdir.

Mehmet Sebih Altun

Gazeteci • Yazar • Sivil Toplum Aktivisti

Kaynak: Yazarın köşe yazısı