Mezopotamya ile Anadolu arasında bir köprü görevi gören bu kadim şehir, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve her dönemin izlerini günümüze taşımayı başarmıştır.
Eski kaynaklarda "Meyyafarikin" adıyla anılan Silvan, özellikle Orta Çağ döneminde bölgenin en önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuştur. Roma, Bizans, Artuklu ve Osmanlı dönemlerinde stratejik öneme sahip olan kent, surları, camileri, köprüleri ve tarihi yapılarıyla adeta açık hava müzesi görünümündedir.
Silvan denildiğinde akla ilk gelen eserlerden biri hiç şüphesiz Silvan Kalesi ve tarihi surlarıdır. Yüzyıllardır ayakta kalan bu yapılar, geçmişin ihtişamını günümüze taşırken ziyaretçilerine de tarihte yolculuk yapma fırsatı sunmaktadır. Malabadi Köprüsü ise yalnızca Silvan'ın değil, Anadolu'nun en önemli mimari eserlerinden biri olarak dikkat çekmektedir. Artuklu döneminden günümüze ulaşan bu eşsiz yapı, mühendislik ve estetik açıdan hayranlık uyandırmaktadır.
Ancak Silvan'ın değeri yalnızca tarihi eserlerinden ibaret değildir. Verimli toprakları, çalışkan insanları ve zengin kültürel dokusuyla bölgenin önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Tarım ve hayvancılığın önemli geçim kaynakları arasında yer aldığı ilçe, aynı zamanda geleneksel yaşam kültürünü koruyan yapısıyla da dikkat çekmektedir.
Bugün Silvan'ın en büyük ihtiyaçlarından biri, sahip olduğu tarihi ve kültürel mirasın daha etkin tanıtılmasıdır. Çünkü bu kadim şehir, yalnızca Diyarbakır'ın değil, Türkiye'nin ortak kültürel mirasının önemli bir parçasıdır. Tarihin sessiz tanığı olan Silvan, geçmişten aldığı güçle geleceğe yürümeye devam etmektedir.
Bu nedenle Silvan'a bakarken yalnızca bir ilçeyi değil, binlerce yıllık bir medeniyet birikimini görmek gerekir. Çünkü Silvan'ın taşlarında tarih, sokaklarında kültür ve insanlarında kadim bir medeniyetin izleri yaşamaktadır.




