Bilgi veren: Musa ÇELEBİ
Özellikle Bismil ilçesinde başlayan hastalık, kısa sürede geniş bir alana yayılarak yüzlerce çocuğun ölümüne neden oldu.
Salgın Bismil’de Başladı, Bölgeye Yayıldı
16 Ağustos 1958 tarihinde Bismil’de ortaya çıkan ve mahiyeti başlangıçta anlaşılamayan hastalık, özellikle çocuklar ve gençler arasında hızla yayıldı. İlk belirlemelere göre yalnızca Bismil’de 120 kişi hayatını kaybetti.

Bismil 0-2 yaş arası çocukların büyük ölçüde yok oldu
İlçede neredeyse her evde hasta çocuk bulunduğu, 0-2 yaş grubunda çocukların büyük ölçüde yok olduğu bildirildi.
Yetkililer hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla bölgeyi karantina altına alırken, dönemin Diyarbakır Valiliği tüm sağlık personelini Bismil’e sevk etti. Ancak hastalık kısa sürede Ergani, Çınar, Çermik ve Diyarbakır merkezine kadar yayıldı.

1959’da İkinci Dalga Daha Ağır Oldu
1959 yılında salgın yeniden şiddetlendi. Bismil’in Kurtuluş bölgesinde doğan 152 çocuktan 150’sinin hayatını kaybettiği bildirildi.
Aynı dönemde verem vakalarında da ciddi artış gözlendi. Yaz sıcaklarının artmasıyla birlikte hastalık daha da yaygın hale geldi.
Hastalığın Nedeni Sonradan Ortaya Çıktı
Dönemin tanık anlatımları ve sonraki değerlendirmelere göre felaketin kaynağı, tarımda kullanılmak üzere dağıtılan ilaçlı tohumluk buğday oldu. Marshall Planı kapsamında Türkiye’ye gönderilen ve ekim için kullanılan buğdaylar, kimyasal ilaçlarla kaplıydı.
Yetkililerin “sadece tohumluk” olarak dağıttığı bu buğdayların bazı vatandaşlar tarafından öğütülerek un haline getirilmesi felaketi tetikledi.
Ucuz olduğu için satın alınan bu buğdaylardan yapılan ekmekleri tüketen çocuklarda;
- El, ayak ve yüz bölgelerinde siyah yaralar
- Deri dökülmeleri
- Ağır enfeksiyonlar
görülmeye başlandı. Kısa sürede yüzlerce çocuk hayatını kaybetti, çok sayıda kişi ise kalıcı hasarlarla yaşamını sürdürmek zorunda kaldı.
İlk Belirtiler Hayvan Ölümleriyle Ortaya Çıktı
Olayın erken aşamalarında, zahire dükkânları çevresinde buğdayları yiyen kuşların ölmesi dikkat çekti. Ancak bu durumun insanlar için de ölümcül olabileceği geç fark edildi.
Edebiyata ve Basına Yansıdı
Yaşanan trajedi, dönemin basınında geniş yer buldu. Nazım Hikmet, 3 Ağustos 1959 tarihinde yazdığı “Gazete Fotoğrafları Üstüne” şiirinde kara yaralı çocukların dramını dile getirdi.

Gazeteci ve yazar Musa Anter ise olaydan etkilenerek “Birîna Reş” adlı eserini kaleme aldı. Anter, anılarında bölgede gördüğü ağır hasta çocukları “vücutları yara içinde, parçalanmış halde” sözleriyle anlattı.
Geç Müdahale, Büyük Kayıp
Tanıklıklara göre, hastalığın nedeninin ilaçlı buğday olduğu geç anlaşıldı. Önlemler alınana kadar buğdaylar tüketilmiş, salgın zirveye ulaşmıştı. Özellikle temiz suya erişimin sınırlı olduğu bölgelerde buğdayların yıkanmadan kullanılması felaketin boyutunu artırdı.
Tarihte Derin İz Bırakan Bir Felaket
1958-1959 Kara Yara salgını, Türkiye’de tarım politikaları, gıda güvenliği ve halk sağlığı konularında önemli dersler bırakan bir olay olarak hafızalarda yer etti. Bölge halkı için ise bu dönem, kuşaklar boyunca anlatılan büyük bir acı olarak yaşamaya devam ediyor.





