Dirseğin dış bölümünde hissedilen ağrı, kavramada zorlanma ve el bileği hareketleri sırasında şikâyetlerin artmasının lateral epikondilopatinin belirtileri arasında yer aldığını aktaran Koca, tenisçi dirseğinin ön kol kaslarını dirseğin dış tarafındaki kemiğe bağlayan tendonların tekrarlayan zorlanmalar sonucunda yıpranmasıyla ortaya çıktığını söyledi. Bu rahatsızlığın sadece tenis oynayan kişilerde değil, ellerini ve bileklerini yoğun şekilde kullananlarda da görülebildiğini kaydetti.
“Tedavide öncelikle yük azaltılmalı”
Koca, tedavinin ilk aşamasında yapılan aktivitelerin düzenlenmesinin, gerekli durumlarda dinlenmenin ve dirseklik kullanımının önemli olduğunu belirtti. Hastanın durumuna göre sıcak veya soğuk uygulamalar, elektroterapi, fizik tedavi ve rehabilitasyon çalışmalarının da tedavi sürecine dahil edilebileceğini dile getirdi.
Manuel tedavi, egzersiz, kuru iğneleme, kinezyolojik bantlama ve nöral terapinin de uygulanabilecek yöntemler arasında bulunduğunu ifade eden Koca, uygun hastalarda proloterapi, PRP, lokal ozon uygulamaları, eksozom ve kök hücre temelli tedaviler ile ultrason eşliğinde hedefli hidrodiseeksiyon gibi yöntemlerin değerlendirilebileceğini söyledi.
“Eski ameliyat izleri göz ardı edilmemeli”
Tenisçi dirseğinde sadece ağrının hissedildiği bölgeye yoğunlaşmanın yeterli olmayabileceğine dikkat çeken Koca, vücudun farklı bölgelerinde bulunan eski ameliyat izleri ile skar dokularının da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Koca, ameliyat izleri ve bunlara bağlı oluşan fasya gerginliklerinin vücudun biyomekaniğini ve yük dağılımını değiştirebileceğini ifade ederek, gerekli görülen hastalarda skar dokuları ile fasyal gerginliklerin gevşetilmesinin tedaviye katkı sağlayabileceğini söyledi.
“Kortizon enjeksiyonu ilk tercih olmamalı”
Halk arasında “kortizon iğnesi” şeklinde bilinen steroid enjeksiyonlarının bazı hastalarda kısa süreli rahatlama sağlayabileceğini belirten Koca, ancak bu yöntemin tenisçi dirseğinde başlangıçta rutin olarak uygulanmaması gerektiğini vurguladı.
Ağrının kortizon uygulaması sonrasında azalmasının tendonun iyileştiği anlamına gelmediğini ifade eden Koca, özellikle tekrarlanan uygulamalarda tendon dokusu üzerindeki olası olumsuz etkilerin ve şikâyetlerin yeniden ortaya çıkma ihtimalinin göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydetti.
“Hedef sadece ağrıyı ortadan kaldırmak değil”
Prof. Dr. Koca, tenisçi dirseğinde temel amacın hastanın dirseğini yeniden sağlıklı ve işlevsel biçimde kullanabilmesini sağlamak olduğunu belirtti. Tedavinin; dirseğe binen yükün düzenlenmesinden kas ve tendon kapasitesinin geliştirilmesine, fasya ve skar dokularının incelenmesinden uygun girişimsel yöntemlerin uygulanmasına kadar bütüncül şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti.
Koca, tenisçi dirseğinde yalnızca ağrının giderilmesinin yeterli olmadığını, ağrıya neden olan etkenlerin belirlenerek dirseğin yeniden sağlıklı şekilde kullanılmasının sağlanması gerektiğini vurguladı.



