Dünya genelinde savaşlar, çatışmalar ve çeşitli nedenlerle yaşanan zorunlu yer değiştirmeler, küresel göç krizinin boyutunu her geçen gün büyütüyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, 2025 yılının sonunda dünya genelindeki mülteci sayısı 41,6 milyona ulaştı. Zorla yerinden edilen insanların büyük bölümü ise ülkelerinden ayrıldıktan sonra çoğunlukla komşu ülkelere sığınıyor.
Türkiye, küresel mülteci hareketliliğinin en yoğun yaşandığı ülkeler arasında bulunuyor. UNHCR verileri, Türkiye’nin dünyada en fazla mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan ülkelerden biri olduğunu ortaya koyuyor. 2024 yılı sonu itibarıyla Türkiye’de yaklaşık 2,9 milyon Suriyeli geçici koruma kapsamında bulunurken, Afganistan, Irak, İran, Ukrayna ve diğer ülkelerden yaklaşık 202 bin kişi uluslararası koruma kapsamında yer aldı.
Türkiye’de göç ve mültecilere yönelik uygulamalar, yabancılar ve uluslararası korumaya ilişkin yasal düzenlemeler ile geçici koruma mevzuatı doğrultusunda yürütülüyor. UNHCR’nin değerlendirmelerine göre bu çalışmalar yalnızca hukuki korumayla sınırlı kalmıyor; eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, sosyal destekler, geçim kaynakları ve toplumsal uyum gibi farklı alanları da kapsıyor.
UNHCR’nin 2026 yılı verileri, Türkiye’nin bölgedeki konumunun devam ettiğini gösteriyor. 16 Temmuz 2026 tarihli verilere göre Türkiye’de kayıt altında bulunan Suriyeli mülteci sayısı 2 milyon 242 bin 868 olarak açıklandı. Bu rakam, Türkiye’yi bölgede en fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda tutuyor.
Küresel veriler, göç krizinin yalnızca Avrupa ülkelerinin gündemindeki bir sorun olmadığını da ortaya koyuyor. Savaş ve çatışmaların yaşandığı bölgelere komşu ülkeler, yerinden edilen insanların önemli bir bölümünü kendi sınırları içerisinde ağırlıyor. Türkiye’nin uzun yıllardır milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapması da ülkenin küresel göç krizindeki rolünü ortaya koyan başlıca göstergeler arasında yer alıyor.





