Ekonomim internet sitesinde Yıldırım’ın yazısında yer verilen tahminlere göre, Türkiye’nin pamuk ekim alanı 1990’ların sonundaki 750 bin hektar seviyesinden 2026’da 275 bin hektara kadar geriledi. Üretimin ise bu yıl 500 bin tonun altında kalması bekleniyor. Türkiye’nin 2026-2027 sezonunda yaklaşık 1,1 milyon ton lif pamuk ithal edeceği öngörülüyor.
Pamuk üretiminin yapıldığı Diyarbakır’da da çiftçilerin gündeminde artan girdi maliyetleri, ürün fiyatları ve üretimin sürdürülebilirliği bulunuyor. Yazıda; mazot, gübre ve diğer üretim giderlerindeki yükselişin, pamuk fiyatlarının maliyetleri karşılamaması hâlinde çiftçiyi alternatif ürünlere yönelttiği aktarılıyor.
Brezilya’nın pamuk üretimini son 10 yılda üç katına çıkardığı ve dünya pamuk ihracatında ilk sıraya yükseldiği belirtilen yazıda, bu başarının arkasında üretici örgütlenmesi, uzun vadeli strateji, kalite odaklı üretim ve düşük maliyet avantajı gösteriliyor. Türkiye’de ise üreticilerin desteklerin yetersizliği ve örgütlenme sorunlarıyla karşı karşıya olduğu ifade ediliyor.
Yazıda, Türkiye’nin pamukta üretim kapasitesini koruması için çiftçinin emeğinin karşılığını alacağı fiyat ve destek politikalarına ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor. Üreticinin pamuktan uzaklaşmasının sürmesi hâlinde ithalat bağımlılığının artabileceği değerlendirmesi de yapılıyor.





