Bazen düşünüyorum… Acaba bu memlekette eksikleri sadece ben mi görüyorum?

Yoksa görmek istemeyenler mi çoğunlukta?
O köprüdeki çukurlar sadece asfaltın bozulmuş hali değil. Asıl bozulan, ilgisizliktir. Asıl derinleşen, ihmaldir.
Allah aşkına söyleyin…
Bu memlekette bir Allah’ın kulu çıkıp da “Yeter artık, bu sorun çözülsün” demeyecek mi?

Bir hayırsever, bir Bismil sevdalısı, bir baba yiğit yok mu?
Ben yazınca bazıları rahatsız oluyor. Olsun. Çünkü ben kimsenin keyfi kaçsın diye yazmıyorum. Bu memleketin derdiyle dertlendiğim için yazıyorum.

Bugün köprüde çukur vardır.
Yarın başka bir sokakta çamur vardır.
Öbür gün susuzluk vardır.
Sonra park eksiktir, kaldırım bozuktur, yol karanlıktır…
Sorun bitmiyor.
Biz de yazmaya devam edeceğiz.
Çünkü susarsak, bu memlekete kötülük etmiş oluruz.
En çok korktuğum ise şu…
Allah korusun, o köprüdeki çukurlar yüzünden bir aracın lastiği patlar, direksiyon hakimiyeti kaybolur, zincirleme bir trafik kazası yaşanır…
O zaman dökülecek gözyaşları, bugün atılacak birkaç kamyon asfaltın yerini tutabilir mi?
Hayır.
İşte bu yüzden bugünden sesleniyorum.
Sayın yetkililer…
Bu çağrı ne siyaset içindir ne polemik…
Bu çağrı Bismil içindir.
Çünkü bu şehir hepimizin.
Bu yollar bizim.
Bu köprü bizim.

Ve en önemlisi, bu yollardan geçen insanlar bizim insanımız.
Gelin, sorunları büyümeden çözelim.
Çünkü hizmet; bir felaket yaşandıktan sonra değil, felaket yaşanmadan önce yapılınca anlam kazanır.
Bismil daha iyisini hak ediyor.
Horoz Gafur



