Derleyen: Musa ÇELEBİ
Soyadı sonradan, Ay olan Nûriyê Arif’in atalarının Kulp’un eski adıyla Pasûr’dan göç ederek Meterê’ye yerleştiği belirtiliyor. Mihemê Miho ailesine mensup olan Nûriyê Arif, hem kendi ailesi içinde hem de çevre köylerde sözü geçen bir şahsiyet olarak tanındı.
Meterê’den Barava’ya uzanan etki
Kaynaklara göre Meterê, geçmişte bir Ermeni yerleşimiydi ve Ermeni Tehciri öncesinde farklı toplulukların bir arada yaşadığı bir köy olarak biliniyordu. Bu süreçten sonra köyün sosyal yapısı önemli ölçüde değişti.
Nûriyê Arif’in etkisi yalnızca Meterê ile sınırlı kalmadı. Xanoser, Qerepêçê, Mezra Ehmed, Mezra Çelîka, Kela Pozreş, Hîlanê, Mezro Hûto, Dêrevera ve Dêrsilavê gibi Barava bölgesindeki birçok yerleşimde onun sözüne değer verildiği ifade ediliyor.
Dönemin aşiret ve aile dengeleri içerisinde önemli bir konuma sahip olan Nûriyê Arif’in, Sürgücü (Avina) Ehmed Ağa’nın tarafında yer aldığı da aktarılıyor.
Diyarbakır’da yargılandı, serbest bırakıldı
Anlatımlara göre Seledûnlu Arif ve beraberindeki yedi kişi Harput İstiklal Mahkemesi’ne götürülürken Nûriyê Arif de bu süreçte gözaltına alındı. Daha sonra Diyarbakır’da hâkim karşısına çıkarılan Nûriyê Arif, mahkemeye köy kıyafetleriyle çıktı.
Yıpranmış ayakkabıları ve sade görünümüyle dikkat çeken Nûriyê Arif’e mahkeme başkanı kim olduğunu sordu. Adını söylemesinin ardından hâkim, onun duruşunu ve hâlini değerlendirerek hakkında ileri sürülen iddiaların doğru olmadığı kanaatine vardı ve serbest bırakılmasına karar verdi.
Ayrıca döneme ilişkin anlatımlarda, Terkan Diyarbakır’da Mehmet Arcak kardeşlerin Derbent aşağısından Çemihanı (Savur) nehri kıyısındaki Pınarbaşı (Meterê) bölgesinde Aluç ve Karacık arasında sulama kanalı yaptığı, bu süreçte Nûriyê Arif ile dostluk kurarak toprak kiraladığı da ifade ediliyor.

Misafirperverliği ve itibarıyla tanındı
Nûriyê Arif’in iki yıl eğitim aldığı, Türkçeyi iyi bildiği ve devletle güçlü ilişkiler kurduğu belirtiliyor. Cesareti, bilgisi ve çevresindeki insanların işlerini takip etmesiyle tanınan Nûriyê Arif’in odasının misafirsiz kaldığı neredeyse hiç görülmedi.
Onu tanıyanların en çok vurguladığı özelliklerinden biri ise âlimlere ve seydalara gösterdiği saygı oldu.
Dêrişli Seyda Mele Mehemê’nin Meterê’ye yaptığı bir ziyarette, ata binmekte zorlandığını gören Nûriyê Arif’in üzengiyi tutarak,
“Seyda, ben ayağının altındaki ağayım, ayağını üzerime bas” dediği anlatılıyor. Bu söz, onun tevazusunu ve ilim ehline duyduğu derin saygıyı simgeleyen önemli bir hatıra olarak aktarılıyor.
Kıtlık yılında unutulmayan dayanışma
Bölge halkının anlattığına göre, yoğun kar yağışı nedeniyle nisan ayına kadar karın yerde kaldığı ve kıtlığın yaşandığı bir dönemde hayvanlar aylarca ahırlarda tutulmak zorunda kaldı. Sadece Xıdilyas tarafında karın eridiği ve otlak bulunduğu, bu alanın ise Meterê sınırları içinde olduğu belirtiliyor.
Arifê Seledûnî, Nûriyê Arif’in âlimlere duyduğu saygıyı bildiği için Dêrişli Seyda Mele Mehemê’yi onun yanına göndererek hayvanların bu bölgede otlatılması için izin istedi.
Seyda’yı büyük bir saygıyla karşılayan Nûriyê Arif, ona pirinç pilavı ve et ikram etti. Ardından şu sözleri söyledi:
“Seyda, seni buraya kadar yormasına ne gerek vardı? Bana bir fıkıh öğrencisiyle haber göndermesi yeterdi. Git Arif’e söyle, hayvanlarını bizim sınırlara kadar getirebilir.”
Bu söz, onun paylaşımcı ve yardımsever kişiliğinin en güçlü örneklerinden biri olarak hafızalarda yer etti.
Geniş bir aile ve güçlü bağlar
Nûriyê Arif’in 11 erkek ve 9 kız çocuğu olduğu belirtiliyor. Erkek çocuklarının en büyüğü Sabri olurken; Arıf (Efendi), İzettin, Şefik, Mehdi, İsmet, Necat, Halit, Mehmet, Salih ve Nuri de aile içinde önemli isimler arasında yer aldı.
Kız kardeşi Zübeyde’nin ise Bismil Tepe Mahallesi’nde Mala Mehmi Hacı ailesinden Muhammed Ağa’nın oğlu Şevket ile evlendiği ifade ediliyor.
1956’da hayatını kaybetti
Hayatı boyunca sekiz evlilik yaptığı, ancak İslam hukukuna bağlı kalarak aynı anda en fazla dört eşle yaşadığı belirtilen Nûriyê Arif, 1956 yılında 60 yaşında hayatını kaybetti.
Dêrişli Seyda Mele Mehemê’nin, Nûriyê Arif’e duyduğu sevginin bir göstergesi olarak ölümünden sonra Kürtçe dua yazılı bir tablo çocuklarına hediye ettiği de anlatılanlar arasında bulunuyor.
Nûriyê Arif’ın vefatının ardından, oğlu Efendi (Arıf) Ay köyün önde gelen isimlerinden biri olarak öne çıktı. Sadece köyünde değil, Bismil’in siyasi ve sosyal hayatında da önemli görevler üstlendi.
1960 askeri darbesi öncesinde Demokrat Parti Bismil İlçe Başkanlığı görevini yürüten Efendi (Arıf) Ay, darbenin ardından Adalet Partisi Bismil İlçe Başkanlığı görevini üstlendi. Daha sonra bir dönem Bismil Ziraat Odası Başkanlığı yaptı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından ise Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) Bismil İlçe Başkanlığı görevini yürüttü.
Efendi (Arıf) Ay, Bismil’deki siyasi faaliyetleri nedeniyle köy işlerine yeterince vakit ayıramadığı dönemlerde, köydeki kanaat önderliği görevini kardeşi Şefik Ağa sürdürdü. Şefik Ağa, köy konağında misafirleri ağırladı, çevre köyler arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde önemli rol üstlendi ve uzun yıllar bölgenin saygı duyulan isimlerinden biri olarak görev yaptı.
Günümüzde ise bu köklü ailenin temsilcilerinden Alaattin Ay, Efendi (Arıf) Ay’ın oğlu olarak köy muhtarlığı görevini yürütmekte ve köye hizmet etmeyi sürdürmektedir.
Nûriyê Arif’in torunlarından, Şefik Ay’ın oğlu Hibettullah Ay ise yaklaşık 20 yıl boyunca Bismil Ziraat Odası Başkanlığı görevini üstlendi.
Hafızalarda yaşayan bir isim
Bugün Nûriyê Arif’in adı, Bismil Pınarbaşı’nda ve Barava bölgesinde; misafirperverliği, cesareti, itibarı, sözü dinlenen kişiliği ve âlimlere gösterdiği saygıyla anılmaya devam ediyor.
Not: Bilgiler Nûriyê Arif‘in ailesinde, Hibetullah Ay ve çevrede onu tanıyan kişilerden alınmıştır.



