Coğrafya insanın kaderini de, ekmeğini de, yüreğindeki hüznü de belirliyor.
Dicle Nehri bu topraklarda sadece akıp giden bir su değil; asırlardır alın terini, umudu ve yaşanmışlıkları bir kıyıdan diğerine taşıyan kadim bir yoldaş. Nehir zamanla yatak değiştirir, kâh coşar kâh durulur ama akışı, o tanıdık huyu hiç değişmez.
Bir yanda toprağı ufkuna kadar bereket fışkıran Bismil, diğer yanda vadinin serinliğine ve yeşiline kurulmuş Dicle... Dicle’nin can verdiği o verimli çamur, Bismil’in kadim evlerine harç olur, kerpiçten yuva olur. Nehrin sularıyla beslenen toprak birinin ocağını tüttürür, diğerinin tarlasını yeşertir.
Kıyıda özenle ekilen, dilimlenince kokusu ovayı saran o meşhur karpuzlar da bu toprağın insana sunduğu en cömert armağandır.
Yıllar önce bu tozlu yollarda, yüzü yılların çizgileriyle haritalanmış bir ustayla oturmuştuk. Bütün gün güneşin alnında, sıcakta Bismil ovasının tozunu yutmuş, akşamına nehrin kenarına serinlemeye, soluklanmaya gelmişti.
Toprak kokan nasırlı ellerini gösterip, "Biz bu nehirle büyüdük evlat," demişti. "Bismil’de toprağa dökülen teri Dicle’nin suyunda yıkar, sonra aynı duayla sofraya otururuz. Nehir yatak değiştirir elbet ama bizim bu topraktaki izimiz, insanlığımız kalır."
Akşam kızıla çalınca, Bismil'de de Dicle'de de insanlar nehir kenarına çekilir; demli bir kaçak çay eşliğinde, günün yorgunluğunu unutturan o derin sohbetler başlar. Güneşin altında pişmiş o samimi, kavruk yüzlerdir buraları asıl güzelleştiren. Tarlada, evde, hayatın her yerinde yükü omuzlayan o gururlu, esmer yüzlü kadınlar bu toprağın gizli kahramanları, sarsılmaz direğidir. Sevdiğim, hürmet duyduğum o insanlar gibi bu coğrafyanın ruhu da doğaldır, olduğu gibidir, içtendir.
Zaman değişse, şehirler betonlaşarak büyüse de Bismil ile Dicle arasındaki o görünmez bağ asla kopmaz. Çünkü o bağ; komşuluktan, alın terinden, aynı derdi ve aynı neşeyi beraber taşımaktan beslenir. Su yatağını değiştirse de dökülen alın teri kurumaz; insan en çok doğduğu suyun rengini, toprağının kokusunu taşır.
Ne sevdalar biriktirdi o derin sularında,
Kaç sessiz çığlığı saklı tuttu kendi kalbinde.
Toprağın çilesini umuda çeviren esmer yüzlü kadınlar,
Bu coğrafyanın en değerli, en sarsılmaz yürekleridir.