1940’ta 9 kazası bulunan Diyarbakır, bugün Bağlar, Bismil, Çermik, Çınar, Çüngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hani, Hazro, Kayapınar, Kocaköy, Kulp, Lice, Silvan, Sur ve Yenişehir olmak üzere 17 ilçeden oluşuyor. Ancak asıl mesele sınırların çoğalması değil; hizmetin, yatırımın ve fırsatların bütün ilçelere adil biçimde ulaşıp ulaşmadığıdır.

Önümde 2 harita var.

Üstte 1940’ın, altta 2026’nın Diyarbakır’ı…

Aradan 86 yıl geçmiş. İlçe isimleri çoğalmış, idari sınırlar değişmiş, merkez büyümüş, köyler mahalle olmuş. Paylaşılan bu temsili harita, kentin idari dönüşümünü gösteriyor. Fakat hiçbir harita; bir hastanın sağlık hizmetine ulaşmak için katettiği yolu, bir öğrencinin okul servisini beklediği süreyi veya bir çiftçinin ürününü pazara ulaştırırken yaşadığı güçlüğü göstermez.

I M G 0658-1

Çünkü haritalar sınırları gösterir, hayat şartlarını değil.

1940 Genel Nüfus Sayımı’nda Diyarbakır’da dönemin ifadesiyle 9 kaza bulunuyordu. Bugün ise 17 ilçe var. Kent merkezinin Bağlar, Kayapınar, Sur ve Yenişehir adıyla 4 ilçeye ayrılması da 2008’de gerçekleşti.

Peki, ilçe sayısının artması hizmeti vatandaşa yaklaştırdı mı?

İlçe olmak yalnızca bir kaymakamlık, belediye binası veya resmî tabela kazanmak değildir. İlçe olmak; hastaneye, okula, güvenli yola, temiz suya, hızlı internete, istihdama ve kamu hizmetlerine daha kolay ulaşabilmektir. Eğer vatandaş en temel işi için hâlâ Diyarbakır merkezine gitmek zorunda kalıyorsa idari sınır değişmiş, fakat hayat yeterince değişmemiş demektir.

Merkezin 4 ayrı yüzü var

Sur, Diyarbakır’ın hafızasını taşıyor. Burada tarihî mirası korumak kadar, o mirasın arasında yaşayan insanların hayatını kolaylaştırmak da önemlidir.

Yenişehir, kentin kamusal ve kurumsal merkezlerinden biri olarak düzenli ulaşım, nitelikli kamusal alan ve güçlü altyapı bekliyor.

Bağlar, mahalle temelli sosyal hizmetlerin, güvenli yaşam alanlarının ve planlı kentsel dönüşümün önem kazandığı büyük bir kent dokusuna sahip.

Kayapınar ise hızla gelişen yerleşim alanlarıyla büyümenin yalnızca bina yapmak olmadığını hatırlatıyor. Ulaşım, yeşil alan, okul, sağlık tesisi ve sosyal donatı aynı hızla gelişmiyorsa yükselen binalar tek başına şehirleşme anlamına gelmez.

Toprağın bereketi ilçede kalmalı

Bismil, Çınar, Ergani ve Silvan, Diyarbakır’ın üretim gücünü büyütebilecek önemli ilçeleridir. Fakat tarım yalnızca ekim ve hasattan ibaret görülmemelidir.

Sulama, enerji maliyeti, depolama, işleme tesisi, markalaşma ve pazara erişim birlikte planlanmalıdır. Ürün ilçede yetişip kazanç başka yerde kalıyorsa gerçek kalkınmadan söz edemeyiz. Bu ilçelerde tarıma dayalı sanayi güçlendirilirse gençler için yeni iş alanları açılır, çiftçinin emeği değerlenir ve kırsaldan göçün önüne geçilebilir.

Çiftçi yalnızca destek açıklaması değil, üretimden satışa kadar işleyen güvenilir bir sistem görmek istiyor.

Turizm birkaç fotoğrafa bırakılmamalı

Çermik, Çüngüş, Eğil ve Dicle; doğası, su kaynakları, tarihî değerleri ve farklı turizm imkânlarıyla ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Ancak turizm potansiyeli söylemekle turizm gelişmez. Yol, konaklama, çevre düzenlemesi, tanıtım, temizlik ve tarihî mirasın korunması birlikte yürütülmelidir. Bu ilçeleri aynı güzergâhta buluşturacak planlı turizm rotaları hazırlanmalı ve ziyaretçinin yalnızca gelip fotoğraf çektiği değil, konakladığı ve yerel esnafa kazanç bıraktığı bir model kurulmalıdır.

Uzaklık kader olmamalı

Kulp, Lice, Hani, Hazro ve Kocaköy söz konusu olduğunda ulaşım, sağlık, eğitim, internet ve istihdam başlıklarını daha fazla konuşmalıyız.

Bir gencin doğduğu ilçede kalabilmesi için orada bir gelecek görebilmesi gerekir. Meslek eğitimi, üretim atölyeleri, spor alanları ve kültürel faaliyetler bulunmuyorsa genç nüfusun yalnızca “memleketinde kalmasını” istemek yeterli değildir.

Uzak ilçelerde yaşayan vatandaşlar, hizmete daha uzak olmamalıdır. Coğrafi mesafe, kamu hizmetlerindeki mesafeye dönüşmemelidir.

Her ilçeye aynı proje değil, ihtiyacına uygun yatırım

Diyarbakır için adil bir kalkınma modeli hazırlanacaksa yatırımlar yalnızca nüfus sayısına göre dağıtılmamalıdır. İlçenin yüz ölçümü, kırsal mahalle sayısı, ulaşım şartları, gelişmişlik düzeyi, üretim gücü ve turizm potansiyeli de hesaba katılmalıdır.

Adalet, her ilçeye aynı şeyi vermek değildir. Her ilçeye ihtiyaç duyduğu yatırımı zamanında ulaştırmaktır.

Bu nedenle Diyarbakır için 17 ilçeyi kapsayan 5 yıllık ortak bir kalkınma planı hazırlanmalıdır. Her projenin bütçesi, sorumlu kurumu, başlama ve tamamlanma tarihi açıkça ilan edilmelidir. Yıl sonunda da “17 ilçede ne söz verildi, ne yapıldı?” sorusuna cevap veren bir hizmet raporu yayımlanmalıdır.

Valilik, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, milletvekilleri, üniversiteler, meslek kuruluşları ve sivil toplum temsilcileri siyasi farklılıkların üzerinde ortak bir masa kurmalıdır. Çünkü yolun, suyun, okulun ve hastanenin partisi olmaz.

Diyarbakır yalnızca merkezden ibaret değildir

Diyarbakır’ı yalnızca merkezde yükselen binalarla değerlendiremeyiz. Bismil’in tarlası, Silvan’ın üretimi, Sur’un tarihî dokusu, Eğil’in manzarası, Çüngüş’ün doğası, Kulp’un yolu ve Bağlar’ın sokağı aynı şehrin ortak hikâyesidir.

Haritadaki renkler farklı olabilir, fakat insanların beklentisi aynıdır: Adil hizmet, güvenli yaşam ve doğduğu yerde insanca bir gelecek…

Diyarbakır’ın geleceği, merkezde yükselen binalarla değil; en uzak ilçedeki çocuğun eğitime, hastanın sağlığa, çiftçinin pazara ve gencin işe ne kadar kolay ulaştığıyla ölçülecek.

Haritadaki çizgiler çoğaldıysa şimdi o çizgiler arasındaki mesafeyi azaltma zamanıdır.