Bismil’de, Diyarbakır’da ve Güneydoğu’nun pamuk üreten ovalarında bugünlerde hemen herkes aynı soruyu soruyor: “Pamuk kaç lira olacak?”

Kimi 40 TL’yi bekliyor. Üreticinin gönlünden geçen rakam ise 45 TL ve üzeri.

Peki 2026 yılında kütlü pamuk gerçekten 45 TL’yi görebilir mi?

Bana göre bu ihtimal artık küçümsenecek kadar uzak değil. Ancak pamuk piyasasına yalnızca “45 TL olur mu?” diye bakarsak büyük resmi kaçırırız.

Çünkü dünyadaki gelişmeler bize daha önemli bir şey söylüyor: Pamukta arz ve talep dengesi yavaş yavaş üreticinin lehine dönüyor.

Dünya daha fazla pamuk tüketiyor

ABD Tarım Bakanlığının verileri oldukça dikkat çekici.

2026/27 sezonunda dünya pamuk üretiminin yaklaşık 117 milyon balya, tüketimin ise yaklaşık 123 milyon balya seviyesinde olması bekleniyor.

Basit ifadeyle dünya, ürettiğinden yaklaşık 5-6 milyon balya daha fazla pamuk tüketebilir.

Aradaki fark nereden karşılanacak?

Stoklardan.

Dünya pamuk stoklarının da yaklaşık 70 milyon balya seviyelerine kadar gerilemesi bekleniyor. Bu rakam son yılların düşük seviyelerinden biri.

Pamuk piyasasında bunun anlamı açıktır.

Üretim tüketimin altında kalıyor ve stoklar eriyorsa, fiyatın aşağı gitmesi için çok güçlü başka nedenlerin ortaya çıkması gerekir.

Türkiye’nin durumu daha da önemli

Dünya piyasasındaki gelişmeler kadar Türkiye’nin kendi pamuk dengesi de önemli.

Türkiye güçlü bir tekstil sanayisine sahip ancak tükettiği pamuğun tamamını üretemiyor.

Üretimin düşmesi halinde açığı ithalatla kapatmak zorundayız.

İthal pamuk neyle geliyor?

Dolarla.

Dolayısıyla dünya pamuk fiyatı yükselirken dolar/TL de yüksek seviyelerde kalırsa ithal pamuğun Türk tekstil sanayisine maliyeti artıyor.

İşte tam burada Bismil’de, Çınar’da, Sur’da ve bölgenin diğer üretim merkezlerinde yetiştirilen pamuğun değeri daha önemli hale geliyor.

Türkiye’nin kendi ürettiği kaliteli pamuğa ihtiyacı var.

100 TL’lik lif pamuk bize ne anlatıyor?

İzmir Ticaret Borsasında eylül ayında bazı lif pamuk işlemlerinin 98-100 TL/kg seviyelerine ulaşması dikkat çekiyor.

Elbette bunun kütlü pamuk olmadığını özellikle belirtmek gerekiyor.

Çiftçinin tarladan getirdiği kütlü pamukla çırçırlanmış lif pamuğun fiyatını doğrudan karşılaştırmak doğru olmaz.

Ama bu rakam bize piyasanın hangi seviyelerde oluşmaya başladığı konusunda önemli bir fikir veriyor.

Benim asıl dikkat ettiğim nokta da burada.

Dünya pamuk fiyatı güçleniyor, Türkiye’nin ithalat ihtiyacı devam ediyor ve stoklar azalıyor.

Bütün bunlar olurken kaliteli kütlü pamuğun uzun süre çok düşük fiyatlarda kalması kolay görünmüyor.

Hasat zamanı en büyük tehlike

Ancak çiftçinin önünde çok önemli bir sorun var.

Hasat baskısı.

Her yıl aynı manzarayı görüyoruz.

Hasat başlıyor, binlerce ton pamuk kısa sürede piyasaya giriyor. Çiftçinin mazot borcu var, gübre borcu var, ilaç borcu var, işçilik gideri var.

Paraya ihtiyacı olan üretici ürününü bekletemiyor.

Ürün aynı anda piyasaya çıkınca alıcı güçleniyor, üreticinin pazarlık gücü azalıyor.

Bu nedenle dünya pamuk fiyatı yükselse bile Bismil piyasasında hasadın en yoğun döneminde beklenen fiyat hemen oluşmayabilir.

Bence 2026 sezonunun en kritik noktası tam olarak burası olacak.

35 TL mi, 40 TL mi, 45 TL mi?

Bugünkü veriler üzerinden baktığımda 40 randıman kaliteli kütlü pamuk için 38-40 TL bandını normal senaryo olarak görüyorum.

Dünya piyasası güçlü kalırsa 40 TL üzeri şaşırtıcı olmaz.

Peki 45 TL?

O da mümkün.

Ama 45 TL için birkaç şartın aynı anda gerçekleşmesi gerekiyor.

Dünya pamuk fiyatının yükselmeye devam etmesi, stokların daha da azalması, Türkiye rekoltesinin beklentilerin altında kalması ve doların güçlü seyretmesi halinde 40-45 TL bandı ciddi biçimde gündeme gelebilir.

Buna bir de hasat baskısının sona ermesini eklemek gerekiyor.

Bu nedenle benim için ekim, kasım ve sonrasındaki piyasa hasadın ilk günlerinden daha önemli.

Her pamuğu aynı fiyatla değerlendirmemek gerekiyor

Bir başka konu ise randıman.

36 randıman pamukla 42 veya 44 randıman kaliteli pamuğu aynı kefeye koyamayız.

Üreticinin bundan sonra yalnızca “Pamuk kaç TL?” sorusunu sormaması gerekiyor.

“Benim pamuğum kaç randıman ve gerçek değeri ne?” sorusunu da sormalı.

Çünkü birkaç randımanlık fark, yüzlerce ton ürün satan çiftçi için yüz binlerce liralık fark anlamına gelebilir.

Ben olsam dünya stoklarını yakından izlerdim

Bu yıl benim özellikle takip edeceğim rakam dünya sezon sonu pamuk stokları olacak.

Eğer önümüzdeki USDA raporlarında stok tahminleri aşağı doğru gitmeye devam ederse, bunu üretici açısından önemli bir sinyal olarak görürüm.

Tam tersine üretim yukarı, tüketim aşağı revize edilir ve stoklar yeniden yükselmeye başlarsa daha temkinli olmak gerekir.

Yani sadece Bismil’de bugün kaç liradan pamuk alındığına bakmak yetmez.

New York’taki pamuk fiyatına da bakacağız.

Dolar kuruna da bakacağız.

Çin’in ne kadar pamuk aldığına da bakacağız.

Türkiye’nin ne kadar ürettiğine ve ne kadar ithal etmek zorunda kaldığına da bakacağız.

Üreticinin emeği ucuz olmamalı

Sonuçta pamuk sadece borsada işlem gören bir emtia değildir.

Tarlada aylarca verilen emeğin karşılığıdır.

Mazotu, gübresi, tohumu, ilacı, sulaması, elektriği, işçiliği ve hasadı var.

Üretici para kazanamazsa gelecek yıl pamuk ekmez.

Türkiye daha fazla ithalata yönelir.

Bu nedenle mesele yalnızca pamuğun 40 veya 45 TL olması değildir.

Asıl mesele çiftçinin üretmeye devam edebileceği bir fiyatın oluşmasıdır.

Bugünkü dünya tablosuna baktığımda 2026 sezonunda pamuk için geçen yıllara göre daha umutlu olmak için nedenler görüyorum.

45 TL ihtimal dışı değil.

Fakat asıl belirleyici hasadın ilk günleri değil, dünya stoklarının ve Türkiye rekoltesinin önümüzdeki aylarda nasıl şekilleneceği olacak.

Benim kanaatim şu:

2026’da pamuğun hikâyesi hasatta başlamayacak. Asıl hikâye, hasat bittikten sonra yazılacak.