Futbol bazen doksan dakikadan çok daha fazlasıdır. Bir maç gelir, şehirlerin hafızasına dokunur. Bir karşılaşma gelir, geçmişte yaşananları yeniden hatırlatır. Ama bazen de bir maç, geçmişe takılıp kalmak yerine geleceğe bakmak için önemli bir fırsata dönüşür.
Amedspor ile Erzurumspor arasında Diyarbakır’da oynanacak karşılaşmaya biraz da böyle bakmak gerektiğini düşünüyorum.
Yeni sezon başlıyor.
İlk maçın Diyarbakır’da ve Erzurumspor karşısında oynanacak olması, karşılaşmayı daha başlamadan farklı bir noktaya taşıdı.
Ben bu maçın yalnızca skoruyla konuşulmasını istemiyorum.
İstiyorum ki ertesi gün Türkiye, Diyarbakır’ı güzel görüntülerle konuşsun.
Erzurum’dan gelen taraftarın Diyarbakır’da nasıl karşılandığını, iki takım yöneticilerinin nasıl yan yana durduğunu, tribünlerin nasıl sağduyulu davrandığını konuşalım.
Çünkü artık başka bir şey söylemenin zamanı geldi:
Geçmişin kırgınlıklarını yeni nesillere miras bırakmak zorunda değiliz.
Diyarbakır da Erzurum da bu ülkenin önemli şehirleridir. İki şehrin insanları arasında oluşturulacak dostluk, futbolun sonucundan çok daha değerlidir.
Bir takım kazanır, bir takım kaybeder veya maç berabere biter.
Peki kardeşlik kazanırsa?
İşte o zaman hepimiz kazanmış oluruz.
Başkanlar yan yana çıkmalı
Bu nedenle iki kulübün yönetimlerine önemli bir görev düştüğünü düşünüyorum.
Amedspor ve Erzurumspor başkanlarının maçtan önce yan yana gelmesi, birbirlerine başarı dilemesi ve mümkünse birlikte tribünleri selamlaması son derece anlamlı olacaktır.
Belki küçük bir görüntü gibi görülebilir.
Ama bazen tek bir fotoğraf, saatlerce yapılan konuşmadan daha güçlü mesaj verir.
Hele karşılaşmanın devletin üst düzey temsilcileri tarafından tribünden takip edilmesi bekleniyorsa, Diyarbakır’ın ortaya koyacağı tablo daha da önemli hale gelir.
Misafir takım Diyarbakır’a geldiğinde kendisini güvende ve evinde hissetmeli.
Aynı yaklaşımı Amedspor başka bir şehre gittiğinde de görmeli.
Futbolda normalleşme dediğimiz şey tam olarak budur.
Rakibinizi yenmek isteyebilirsiniz. Takımınızı doksan dakika boyunca sonuna kadar destekleyebilirsiniz. Ama karşılaşma bittiğinde rakibinizin elini sıkabilmelisiniz.
Diyarbakır artık geleceğini konuşmalı
Kardeşlik ve huzur meselesinin yalnızca futbolla sınırlı olmadığını da görmek gerekiyor.
Diyarbakır’ın önünde çok daha büyük bir mesele bulunuyor:
Ekonomik kalkınma.
Şehir yıllarca sahip olduğu potansiyelin altında kaldı. Oysa Diyarbakır’ın tarımı var, genç nüfusu var, sanayisi büyüyor, tarihi var, turizm potansiyeli var ve bulunduğu coğrafya itibarıyla çok önemli bir ticaret merkezi olabilecek konuma sahip.
Şimdi önümüzde önemli bir fırsat var.
TESK Genel Başkan Vekili ve DESOB Başkanı Alican Ebedioğlu ile yaptığımız değerlendirmelerde de, HAKSİAD Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Güneş ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede de ortak bir nokta öne çıkıyor:
Güvenin olduğu yere yatırım gelir.
Yatırım geldiğinde fabrika kurulur.
Fabrika kurulduğunda istihdam oluşur.
İstihdam arttığında gençler geleceğini başka şehirlerde aramak zorunda kalmaz.
Fakat yalnızca yatırımcı çağırmak yeterli değil.
Yatırımcının önünü de açmak gerekiyor.
Üreten Diyarbakır için lojistik şart
Diyarbakır’ın önümüzdeki yıllarda üzerinde en fazla durması gereken konulardan biri ulaşımdır.
Özellikle Organize Sanayi Bölgesi’nin demir yoluyla limanlara güçlü biçimde bağlanması artık bir tercih değil, ihtiyaçtır.
Diyarbakır’da üretilen bir ürünün hızlı ve uygun maliyetle İskenderun Limanı’na ulaşabilmesi sanayicinin rekabet gücünü doğrudan artıracaktır.
Üretmek önemlidir ama ürettiğinizi dünyaya ulaştıramıyorsanız zincirin en önemli halkalarından biri eksik kalır.
Diyarbakır’ın teşviklerde avantajlı konumunun korunması da son derece önemlidir.
Çünkü bu şehirde kurulacak her yeni fabrika yalnızca yatırımcının kazancı değildir. Açılan her işletme onlarca, bazen yüzlerce ailenin ekmek kapısıdır.
Neden Diyarbakır’ın da güçlü bir markası olmasın?
Türkiye’de bazı şehirlerin adı belirli sektörlerle özdeşleşmiş durumda.
Gaziantep denildiğinde üretim ve gıda, Kayseri denildiğinde mobilya, Denizli denildiğinde tekstil akla geliyor.
Peki Diyarbakır neden tarımsal sanayinin güçlü merkezlerinden biri olmasın?
GAP’ın sağladığı imkanlar, geniş tarım arazileri ve bölgenin üretim kapasitesi doğru sanayi yatırımlarıyla birleştiğinde Diyarbakır çok farklı bir noktaya gelebilir.
Pamuk burada yetişiyorsa katma değerli ürüne burada dönüşmeli.
Buğday burada üretiliyorsa sanayisi burada gelişmeli.
Tarım varsa tarıma dayalı sanayi de burada büyümeli.
Enerjide, gıdada, tekstilde ve tarımsal üretimde Diyarbakır’ın kendi markalarını ortaya çıkarmasının önünde aşılmaz bir engel yok.
Yeter ki uzun vadeli bir hedef ortaya konulsun.
Turizm de bu kalkınmanın önemli parçası
Diyarbakır’ın diğer büyük gücü ise tarihidir.
Surlarından Hevsel Bahçeleri’ne, tarihi camilerinden kiliselerine, hanlarından köprülerine kadar büyük bir mirastan söz ediyoruz.
Bu değerlerin ekonomik karşılığını oluşturmanın yolu da yine huzurdan ve ulaşılabilirlikten geçiyor.
İnsanların rahatlıkla geldiği, güven içerisinde gezdiği, birkaç gün konakladığı bir Diyarbakır; esnafından otelcisine, taksicisinden restoranına kadar şehrin tamamına ekonomik hareketlilik getirir.
Bu nedenle huzuru yalnızca güvenlik başlığı altında değerlendirmek eksik olur.
Huzur aynı zamanda ekmek, yatırım, turizm ve istihdamdır.
Bir futbol maçından daha fazlası
İşte tam da bu nedenle Amedspor-Erzurumspor karşılaşmasına yalnızca futbol açısından bakmıyorum.
Diyarbakır Türkiye’ye yeni bir fotoğraf gösterebilir.
Rakip takım sahaya çıktığında alkışlanabilir.
İki kulübün başkanları yan yana durabilir.
Tribünlerden kardeşlik mesajları yükselebilir.
Doksan dakika boyunca büyük bir rekabet yaşanır, maçın sonunda futbolcular birbirlerinin elini sıkar ve herkes evine döner.
Böyle bir gecenin kaybedeni olmaz.
Diyarbakır artık kavganın değil üretimin, yatırımın, turizmin, sporun ve geleceğin konuşulduğu bir şehir olmak zorunda.
Erzurum da Diyarbakır da bizim.
Amedspor da Erzurumspor da sahaya kazanmak için çıkacak.
Bırakalım rekabet yeşil sahada kalsın.
Tribünden ise bütün Türkiye’nin duyacağı tek bir ses yükselsin:
Diyarbakır ve Erzurum kardeştir.
Çünkü bazı maçlarda üç puandan daha değerli şeyler vardır.
Bu maçta kazanan futbol, dostluk ve kardeşlik olsun.