Bazen bir ilçenin sessizliği, en yüksek çığlıktan daha fazla şey anlatır.

Son zamanlarda Bismil’de yaşanan acı olaylara baktığımda, aklıma çocukluğumun Bismil’i geliyor. Kapısı kilitlenmeyen evler, birbirinin çocuğunu kendi evladı gibi gören komşular, akşam ezanıyla birlikte sokaklardan evlerine dönen çocuklar…

Biz bu topraklarda sadece birlikte yaşamadık; birlikte büyüdük. Kürdüyle, Türküyle, Alevisiyle, yanı başımızdaki Mardin Savur’un Süryani komşularıyla aynı havayı soluduk, aynı ekmeği paylaştık. Bir düğünde hep birlikte halay çektik, bir cenazede aynı gözyaşını döktük.

Çünkü bizi ayakta tutan şey, sadece aynı coğrafyada yaşamamız değildi; aynı vicdanı taşımamızdı.

Peki bugün ne değişti?

Neden artık çocuklarımızı sokakta gördüğümüzde geleceği değil, endişeyi düşünüyoruz?

Neden bazı gençlerimiz alın terinin bereketini değil, kolay kazancın karanlığını umut sanıyor?

Neden anneler gece uyuyamaz, babalar “Evladım doğru yolda mı?” diye dua eder hale geldi?

Bu soruların cevabını yalnızca devlet kurumlarında aramak eksik olur.

Bu sorunun bir ucu evlerimize, bir ucu sokaklarımıza, bir ucu okullarımıza, camilerimize, esnafımıza, kanaat önderlerimize ve hepimizin vicdanına uzanıyor.

Çünkü bir genç uyuşturucuya düşüyorsa yalnız o düşmüyor.

Bir aile yıkılıyor.

Bir annenin ömrü tükeniyor.

Bir babanın beli bükülüyor.

Bir mahallenin umudu eksiliyor.

Bir ilçenin geleceği kararıyor.

Oysa Bismil bunun için yaratılmış bir şehir değil.

Bismil; bereketin adıdır.

Pamuktur…

Mısırdır…

Mercimektir…

Arpadır…

Nohuttur…

Domatestir…

Patlıcandır…

Biberdir…

Karnabahardır…

Maruldur…

Ve daha adını sayamadığımız yüzlerce ürünün alın teriyle buluştuğu bereketli ovadır.

Bu topraklar haramın değil, helal lokmanın toprağıdır.

Bu topraklar kolay paranın değil, emekle kazanılan rızkın yurdudur.

İşte bu yüzden evlatlarımızı karanlığa teslim etmeye hakkımız yok.

Onları yalnız bırakmaya hakkımız yok.

Onları “Nasıl olsa biri sahip çıkar.” diyerek kaderine terk etmeye hakkımız yok.

Bugün belki her zamankinden daha fazla birbirimize ihtiyacımız var.

Kanaat önderlerine ihtiyacımız var…

Öğretmenlere…

İmamlara…

Muhtarlara…

Esnafa…

Çiftçiye…

Sanayiciye…

Sivil toplum kuruluşlarına…

Ve en çok da anne ile babaların duasına ve ilgisine…

Bir çocuğun elinden tutmak, bazen bir ilçenin geleceğini kurtarmaktır.

Bir gence iş öğretmek, onu ömür boyu yanlış yollardan uzak tutmaktır.

Bir öğrenciyi dinlemek, belki de hayatını değiştirmektir.

Hiçbir yatırım, iyi yetişmiş bir genç kadar kıymetli değildir.

Hiçbir bina, huzurlu bir aile kadar değerli değildir.

Hiçbir servet, evladını kaybetmemiş bir annenin duasından daha büyük değildir.

Bugün Bismil için konuşmanın değil, omuz omuza verip çalışmanın zamanıdır.

Çocuklarımızı yeniden kitaplarla buluşturmanın…

Spor sahalarıyla buluşturmanın…

Üretimle buluşturmanın…

Sanatla buluşturmanın…

Ve en önemlisi umutla buluşturmanın zamanıdır.

Çünkü umut verilen bir genç, karanlığa yönelmez.

Bismil’in geleceği ne sokaklarda kaybolmalı ne de karanlık ellerin insafına bırakılmalıdır.

Bu topraklar nice yiğitler yetiştirdi.

Yine yetiştirir.

Yeter ki biz birbirimize sırtımızı dönmeyelim.

Yeter ki bir evladın gözyaşını kendi evladımızın gözyaşı bilelim.

Yeter ki yeniden “Biz bir aileyiz.” diyebilelim.

Unutmayalım…

Bir genci kurtarmak, sadece bir hayatı değil; bir aileyi, bir mahalleyi ve bir geleceği kurtarmaktır.

Çünkü Bismil’in evlatları, hepimizin emanetidir.