Herkese selamlar. Irkçılık kavramı üzerine birçok yazım olmuştur lakin bugün size geçenlerde yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum.

Hastane stajındaydım. Çalıştığım bölümdeki bir personel ablanın işitme engelli olduğunu ve hiç duymadığı için çevresindekilerle işaret dili ile anlaştığını öğrendim. Tam da işaret dili kursuna devam ettiğim bir süreçte denk geldik bu abla ile. Küçük bir selamla başlayan konuşmamız henüz çok bilmiyor olmama rağmen spontan bir şekilde ilerledi. Ardından eşinin de işitme engelli olduğunu söyledi ve beni eşiyle de tanıştırdı. Çok samimi insanlardı ve işaret dilini az bildiğimi söylediğimden ötürü anlaşabilmemiz adına bana oldukça yardımcı oldular. Hasta yoğunluğunun azaldığı bir vakitte tekrardan sohbet etme fırsatı buldum, konuşma esnasında Diyarbakırlı olduğumu söyledim ve hiç beklemediğim bir tepkiyle karşılaştım. Eliyle yüzünü ve gözünü bir puşi ile sarıyormuş gibi yaptıktan sonra bir de silah işareti ekledi. Meğer Diyarbakır böyle bir şeyi çağrıştırmış onda. Başta çokça şaşırdım lakin hemen ardından kısmen bildiğim işaret diliyle bu düşüncesinin doğru olmadığını ifade ettim. Diyarbakırlılara karşı bir antipatisi olmadığını, bana karşı sonrasında olan davranışlarından anlayabiliyordum. Ancak memleketimin de bu şekilde biliniyor oluşuna da gönül koymamak elde değil.

Irkçılık fikrimce iki türlüdür. Biri çevresel genelleme ve algılar sorgulanmadığı için gün yüzüne çıkan, diğeri ise bildiğimiz direk ırk ve soy odaklı ırkçılıktır.

Karşılaştığım ilk ırkçılık değildi ama böyle bir durumla karşılaşacağım da aklımın ucundan bile geçmezdi. 'Neden' sorusuna verilebilecek sayısız cevap, sitem edilecek birçok insan ve kınanması gereken onlarca düşünce kalıbı var.

O sebepledir ki bu konu akar gider de sığmaz yazılara...

Tek bir mahşer alanında toplanacak olan bu aciz insanoğlu, Allah'ın bahşettiği kimlik özelliklerine yargı dağıtır olmuş. Sonumuz hayrolsun diyelim.

Kalın sağlıcakla.