Son dönemlerde toplumumuzda sıkça duyduğumuz: “Okuyup da boşta mı kalsın?” Söyle üzerine bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum...

Ne yazık ki bu söylem, eğitimin değerini küçümseyen, gelecek kuşakların ufkunu daraltan bir anlayışın ürünüdür.

Elbette işsizlik ve gençlerin geleceğe dair kaygıları inkâr edilemez.

Üniversite mezunu olup iş bulamayan gençlerimizin yaşadığı hayal kırıklığı da hepimizin malumu. Ancak bu gerçekler, bizi eğitimin önemini sorgulamaya değil, tam tersine eğitimin niteliğini artırmaya yöneltmelidir. Çünkü ÇÖZÜM eğitimsizlikte değil, daha GÜÇLÜ bir eğitim politikasında gizlidir.

“Okuyup da boşta kalacağına sanayiye gitsin, işini kursun” yaklaşımı, kısa vadede bireye ekmek kapısı olabilir; fakat uzun vadede toplumun gelişimini engeller.

Oysa eğitim sadece iş bulmak için değil, aynı zamanda bilinçli bireyler, sağlıklı bir toplum ve güçlü bir gelecek için büyük bir ihtiyaçtır.

Unutmayalım ki, bugün dünyanın ilerlemiş toplumları, eğitimden asla taviz vermeyen toplumlardır. Bizim yarın çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras, ne bir fabrika ne de bir arsadır; sağlam bir eğitim, açık bir zihin ve güçlü bir gelecek umududur.

Değerli okurlar, eğitimden VAZGEÇMEK, aslında GELECEĞİMİZDEN vazgeçmektir. Sorun, “okuyup da boşta kalmak” değil; okuyanların emeklerinin karşılığını alamadığı bir sistemdir.

O halde bizlere düşen, eğitime sırtımızı dönmek değil, eğitimi daha değerli, daha nitelikli ve daha üretken hale getirmektir.