Bu yıl (27 Mayıs 2026)'da Amed (Diyarbakır) halkı olarak iki bayramı birlikte kutlayacağız inşaallah... Birinci Allah indindeki en büyük gün olan Kurban Bayramı, diğeri de Amed’in yani Diyarbakır’ın fethidir.
Kurban Bayramı için Allah resulu(as) bir hadisinde şöyle buyurur: “Allah indinde günlerin en büyüğü, Kurban bayramı günüdür, bunu, fazilette yevmü’l-karr (bayramın ikinci günü) takib eder.” (Ebu Davud)
Diğer bir hadisi şerifte ise şöyle buyurmaktadır:“Âdemoğlunun, Kurban bayramının birinci günü yaptığı işlerin Allah’a en sevimlisi (kurban) kanı akıtmaktır, (O gün Allah katında bundan daha sevimli bir amel yoktur.) Kıyâmet günü o kurban, boynuzları, tırnakları ve kıllarıyla gelir. Kurbanın kanı da, henüz yere düşmeden Allah’ın rızâsına nâil olur ve kabul edilir. O hâlde, kurbanlarınızı gönül hoşnutluğu ile kesin!”(İbni Mace)
Diyarbakır’ın fethine gelince; İslam tarihinde, emellerine hizmet edecek kara lekeler bulamayanlar, "Diyarbakır'ın Fethi için, bu bir işgaldir, binlerce Kürdün öldürüldüğü bir katliamdır, bir esaretin başlangıcıdır, Kürtler zorla Müslüman olmuşlardır" gibi asılsız iddialarda bulunsalar da gerçek şudur ki; Diyarbakır'ın fethi işgal değil, Bizansın işgalinden kurtuluştur.
İslam orduları, Diyarbakır önlerine geldiğinde Diyarbakır Bizans işgali altındadır. Dolayısıyla Diyarbakır'ın fethi bir işgal değil, Bizans işgalinden kurtuluştur. Şehirdeki esir halkın; küfrün karanlığından İslam'ın aydınlığına, züllümden, adalete kavuşmasıdır. Diyarbakır önlerinde büyük bir savaş yaşanmamıştır.
Halife Hazreti Ömer Diyarbakır fethi, görevini İyâz bin Ganm'e verdi. İyâz, 8 bin kişilik bir kuvvetle harekete geçti. Ordusunda bine yakın sahabe vardı. Kuşatma uzun sürdü. Bütün saldırılar, şehri baştanbaşa kuşatan surlar karşısında neticesiz kalıyordu.
Nihayet, Halid b. Velid sur dibine sık sık yaptığı keşiflerden birinde surun doğu yönünde, sur duvarlarındaki gizli bir su kanalını genişleterek oradan içeri girileceğini tespit etti. Bir gece yüz kadar iyi savaşan ve çoğu sahabeden oluşan askerleri alarak bu delikten içeri girdi. Bu yere yakın bulunan ve şehrin fethinden sonra Fetih Kapısı ismini alan kapıyı açarak İslam ordularının şehre girişini sağladılar. Kapıyı açmak için nöbetçilerle yapılan savaşta 27 sahabenin şehid olduğu anlaşılmaktadır. Bu şehidler, hâlen İçkale Hazreti Süleyman Camisi bitişiğindeki meşhedde medfundurlar.
Diyarbakır fethedildikten sonra halkın silahları toplatıldı. Kendilerine iyi muamele edildi. İslam dinine zorlanmadılar. Buna rağmen halkın büyük bir kısmı kendi rızasıyla İslam'ı kabul etti.
27 sahabenin şehit olduğu bir çatışmadan sonra Allah, 27 Mayıs 639'da Diyarbakır'ı İslam fethiyle şereflendirmiş ve o gün peygamberlerin mirası Diyarbakır, sahabelere devrolunmuştur. Diyarbakır, adaletle tanışmış, Diyarbakır surları tekbirlerle, ezanlarla ihya olmuş. Diyarbakır halkı, iman şerefine ermiş, saadetin yolunu bulmuş. Mekke ve Medine'den sonra sahabenin medfun olduğu yer Diyarbakır'dır.
İki güzelliği birleştiren bu büyük hepimize mübarek olsun inşaallah...