İnsanlık tarihinin en önemli sorularından biri şudur: "İlk yerleşik hayat nerede başladı?" Bu sorunun cevabını arayan bilim insanlarının yolu, yıllar önce Diyarbakır'ın Bismil ilçesindeki mütevazı bir tepeye çıktı. Adı Kortik Tepe...

Dicle Nehri kıyısında yükselen bu kadim yerleşim, sadece Bismil'in değil, Anadolu'nun ve hatta dünyanın en önemli arkeolojik miraslarından biri olarak tarihe geçti. Yaklaşık 12 bin yıllık geçmişiyle Kortik Tepe, avcı-toplayıcı topluluklardan yerleşik yaşama geçiş sürecini gözler önüne seren eşsiz buluntulara ev sahipliği yaptı.

Bugün dünyanın birçok müzesinde sergilenen eserler, aslında Bismil'in toprağından çıktı. Taş kaplar, kemikten yapılmış süs eşyaları, binlerce yıllık mezarlar, günlük yaşamı anlatan objeler... Hepsi, bu topraklarda binlerce yıl önce yaşayan insanların sessiz tanıkları oldu.

Ancak ne yazık ki Kortik Tepe'nin adı, sahip olduğu değeri kadar gündeme gelemiyor. Göbeklitepe, Karahantepe ve diğer Neolitik yerleşimler dünya çapında tanıtılırken, Kortik Tepe çoğu zaman hak ettiği ilgiyi göremiyor. Oysa insanlık tarihini değiştiren keşiflerin önemli bir bölümü burada yapıldı.

Bugün Bismil denildiğinde akla bereketli tarım ovaları geliyor. Oysa bu topraklar yalnızca buğdayın, pamuğun ve mısırın değil; aynı zamanda medeniyetin de beşiği. Kortik Tepe, bize bu gerçeği hatırlatıyor.

Artık yapılması gereken bellidir. Kortik Tepe'nin ulusal ve uluslararası alanda daha güçlü tanıtılması, bölgenin kültür turizmine kazandırılması ve gelecek nesillere anlatılması gerekiyor. Bu sadece bir arkeoloji meselesi değil; aynı zamanda Bismil'in kimliği, hafızası ve geleceği meselesidir.

Bir kentin gerçek zenginliği sadece bugünü değil, binlerce yıl öncesinden bugüne taşıdığı mirasıdır. Kortik Tepe de Bismil'in en büyük miraslarından biridir.

Belki de artık şu soruyu daha yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:

Dünyanın 12 bin yıllık tarihine ışık tutan Kortik Tepe, neden hâlâ hak ettiği değeri göremiyor?