Bir ticari araç şoförü düşünün. Emeklilik yaşına gelene dek, binlerce kilometre yol kateder, yılların yorgunluğunu direksiyon başında taşır.

Sonra, bir gün gelir, yasa gereği ehliyeti iptal edilir. Gerekçesi nettir: Belli bir yaştan sonra refleksler yavaşlayabilir, dikkat dağılabilir, ani karar verme yetisi zayıflayabilir. Bu, hem şoförün hem de toplumun güvenliği için makul ve gerekli bir önlem olarak görülür. Zira bir kamyon veya otobüsün direksiyonundaki bir saniyelik gecikme, telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilir.

Peki ya bir ülkenin direksiyonundakiler?

Aynı mantıkla baktığımızda, ortaya çarpıcı bir tezat çıkıyor. Bir şoför için geçerli olan "yaşlılığa bağlı riskler", milyonların hayatından, ülkenin ekonomisinden, geleceğinden sorumlu olan siyasetçiler için neden geçerli olmasın? Şoförün taşıdığı yük birkaç tondur; siyasetçinin taşıdığı yük ise bir milletin kaderidir. Ancak, şoför için konan yaş sınırı ve sağlık kriterleri, devleti yönetenler için neredeyse hiç gündeme gelmez. Aksine, "tecrübe" kavramının gölgesinde, ileri yaşlar bir kredi gibi sunulur.

Tecrübe Elbette Değerlidir, Ama...

Hiç kuşkusuz, tecrübe siyasette çok kıymetli bir hazinedir. Krizi yönetmek, tarihi perspektifle olayları okumak ancak belirli bir birikimle mümkündür. Ancak, tecrübe ile fiziksel ve zihinsel çeviklik aynı şey değildir. Günümüzün hızla değişen dünyasında, dijital dönüşüm, iklim krizi, genç nüfusun dinamik beklentileri gibi konular, sadece tecrübeyle değil, aynı zamanda yeni fikirlere açık, enerjik ve hızlı öğrenme kapasitesi yüksek bir zihniyetle yönetilmeyi gerektiriyor. İleri yaş, bu anlamda bir dezavantaja dönüşebilir. Dünyayı değiştiren yenilikler ve devrimci fikirler çoğunlukla genç zihinlerden çıkmıştır.

Sağlık ve Karar Verme Kapasitesi Kamusal Bir Meseledir.

Ticari şoförlerden düzenli sağlık raporu istenmesinin nedeni, kamusal güvenliğin bir gereğidir. Aynı kamusal güvenlik ilkesi, devlet yöneticileri için çok daha geçerli olmalıdır. Yönetimdeki bir kişinin fiziksel sağlığı kadar, bilişsel kapasitesi, hafızası ve stres altında karar verme yetisi de kritik öneme sahiptir. Bu durum, kişisel bir mesele olmaktan çıkar, ulusal güvenlik meselesine dönüşür. Bu nedenle, üst düzey devlet görevlileri için belirli periyotlarla bağımsız sağlık kurullarından geçmek, şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanmak üzere bir zorunluluk olabilir.

Çözüm: Yaş Sınırı Yerine "Yeterlilik Değerlendirmesi"

Salt bir "yaş sınırı" koymak yerine, daha kapsamlı ve adil bir sistem düşünülebilir. Örneğin, belirli bir yaşın üzerindeki (örneğin 70-75) siyasetçiler için, her seçim döneminde bağımsız bir tıp kurulunun onayından geçmek bir koşul haline getirilebilir. Bu, sadece fiziksel bir check-up değil, nörolojik ve bilişsel testleri de içeren kapsamlı bir değerlendirme olmalıdır. Amaç, insanları yaşlarından dolayı dışlamak değil, kamunun en üst düzeydeki çıkarlarını korumaktır. Tıpkı bir pilotun lisansını yenilerken geçtiği sertifikasyon gibi.

Sonuç

Bir ticari araç şoförü için geçerli olan güvenlik endişesi, bir ülkeyi yönetenler için katbekat daha önemli olmalıdır. Bu, yaşlılara saygısızlık değil, aksine, sorumluluğun gerektirdiği bir olgunluktur. Devlet koltukları, "ömür boyu" kullanılacak statü sembolleri değil, dinamik, yenilikçi ve en önemlisi "yeterli" zihinler tarafından doldurulması gereken geçici görev yerleridir. Unutmayalım, bir otobüsün direksiyonundaki risk sınırlıdır; bir ülkenin direksiyonundaki risk ise tüm milletin geleceğidir. Bu geleceği garanti altına almanın yolu, yaşa değil, liyakate ve yeterliliğe odaklanmaktan geçer.