Son yıllarda memleketimizin adını, maalesef ki hak etmediği bazı karanlık kavramla birlikte duymaktayız.

Gölgeyle Değil, Aynayla Yüzleşmek

Bunlar başta tefecilik, sanal kumar ve uyuştu gibi kirli kavramlardır. Bunlar, bir şehrin, bir ilçenin hatta bir sokağın ismini lekelemekle kalmıyor; o toprağın özünü, orada yaşayan insanın vicdanını sorgulatıyor.

“Kendi ayıbıyla yüzleşmeyen, elinde fenerle başkasının gölgesinde kusur arar.”

Toplum olarak çoğu zaman başkasını suçlamayı tercih ediyoruz. Devletin eksiklerini, gençlerin hatalarını, sokakların karanlığını konuşuyoruz. Ama kendi evimizin ışığını yakmayı unutuyoruz. Bir baba evladına sahip çıkmazsa, bir öğretmen öğrencisine yol göstermezse, bir komşu komşusunu uyarmaktan çekinirse; işte o boşlukları tefeciler, kumarcılar ve uyuşturucu satıcıları doldurur.

Bismil’in adı kötüye çıkıyorsa, bu sadece dışarıdan gelen kötülüklerin değil, içerideki suskunluğun da eseridir. Çünkü kötülük, en çok sessizlikten beslenir.


Ne diyelim? Önce kendi kapımızın önünü süpürelim ki, sokağımız temizlensin. Çünkü başkasının kusurunu fenerle aramak yerine, kendi kusurumuzu gün ışığına çıkarmak cesaret ister. Ve bu cesaret, tefeciliği değil üretimi, kumarı değil dayanışmayı, uyuşturucuyla değil umudu getirir. Getirmesi dileğiyle…