Bazı şehirler vardır; sadece üzerinde yaşanmaz, geçmişiyle birlikte taşınır.
Bismil de onlardan biridir.
Diyarbakır'ın kadim topraklarında, Dicle'nin bereketiyle şekillenen Bismil; yalnızca bir ilçe adı değildir. Bu topraklar, yüzyılların izini taşıyan, geçmişle bugün arasında sessiz bir köprü kuran bir coğrafyadır.
Dicle'nin kıyısında yürürken insan yalnızca suyun sesini duymaz. Bazen toprağın altında kalan hikâyeleri de düşünür. Kim bilir kaç insan bu topraklardan geçti, kaç aile burada bir hayat kurdu, kaç çocuk bu topraklarda büyüdü, kaç insanın hayali bu topraklarda filizlendi?
Bismil'in asıl zenginliği belki de tam burada saklıdır:
Toprağında. Hafızasında. İnsanında.
Bu topraklarda tarım yalnızca bir geçim kaynağı değildir. Tarlaya atılan her tohum, geçmişten geleceğe bırakılan bir emanettir. Dicle'nin suyu toprağa hayat verirken Bismil insanı da çalışkanlığıyla bu coğrafyanın hikâyesini sürdürür.
Fakat Bismil'i yalnızca bereketli tarlalarıyla anlatmak eksik kalır.
Çünkü bu coğrafyanın çevresinde, Mezopotamya'nın binlerce yıllık tarihinin izleri vardır. Diyarbakır ve Dicle Havzası, insanlık tarihinin en eski yerleşim ve medeniyet alanlarından bazılarına ev sahipliği yapmıştır.
Bismil'in değeri de biraz buradan gelir.
Bu topraklarda bugün yürüyen insan, aslında geçmişin üzerine basarak geleceğe doğru yürümektedir.
Belki de bu yüzden Bismil'e yalnızca “ilçe” demek bana hep eksik geliyor.
Bismil bir hafızadır.
Sabahın erken saatlerinde tarlasına giden çiftçinin elinde,
çocuğunu okula gönderen annenin duasında,
sokağında oyun oynayan çocukların sesinde,
akşamüstü Dicle'ye bakan insanların sessizliğinde yaşayan bir hafıza…
Ve bu hafızanın geleceğe taşınması gerekiyor.
Çünkü tarih yalnızca kitaplarda yazan tarihler değildir.
Tarih; dedelerimizin anlattığı hikâyelerde, eski evlerin duvarlarında, toprağın kokusunda, tarlaların izinde, unutulmaya yüz tutmuş kelimelerde ve bir şehrin insanlarının hatıralarında da yaşar.
Biz geçmişimizi bilirsek, geleceğimizi daha sağlam kurabiliriz.
Bismil'in gençleri kendi ilçesinin tarihini bilmeli.
Çocukları Dicle'nin neden önemli olduğunu öğrenmeli.
Eski hikâyeler yeni nesillere aktarılmalı.
Çünkü bir şehrin geleceğini yalnızca yeni binalar kurmaz.
Şehrin hafızasını koruyan insanlar da geleceği inşa eder.
Ben Bismil'de yaşayan ve bu topraklardan ilham alan bir yazar olarak şuna inanıyorum:
Bismil'in anlatılacak daha çok hikâyesi var.
Belki bir gün bu ilçenin tarihini daha çok insan konuşacak. Belki Bismil yalnızca tarımıyla değil, kültürüyle, edebiyatıyla, gençleriyle ve yetiştirdiği değerlerle de anılacak.
Çünkü bazı yerler insanı doğduğu için değil, kendisine ait hissettirdiği için memleket olur.
Benim için Bismil biraz da budur.
Dicle'nin kıyısında büyüyen bir hikâye…
Toprağında geçmişin izlerini taşıyan bir şehir…
Ve geleceğe dair hâlâ büyük umutları olan insanlar…
Bismil'in tarihi henüz bitmedi.
Çünkü tarih sadece geçmişte yazılmaz.
Biz bugün ne yaparsak, yarının Bismil'inin tarihini de onunla yazmış oluruz.
— Yusuf Bingöl