Bir gün kendine, kendinden özür dileyeceksin.
Seni başkalarının sevgisi uğruna susturduğun için…
Kırıldığın hâlde “önemli değil” dediğin için…
Gitmen gereken yerlerde kaldığın, kalman gereken yerde kendinden vazgeçtiğin için…
Bir gün aynaya baktığında, yıllarca herkesi memnun etmeye çalışırken kendini ne kadar ihmal ettiğini fark edeceksin.
Kendine verdiğin sözleri başkalarının sözleri kadar önemsemediğin için pişman olacaksın. Sana değer vermeyen insanların peşinden koşarken, seni gerçekten sevenleri nasıl görmezden geldiğini anlayacaksın. Herkesin yarasını sarmaya çalışırken kendi yaralarını nasıl derinleştirdiğini fark edeceksin.
Ve belki de en çok buna üzüleceksin:
Kendine inanman gereken yerde başkalarının şüphelerine inandın.
Sana “yapamazsın” dediler, sustun.
“Senden bir şey olmaz” dediler, inandın.
“Sen kimsin?” dediler, kendini sorguladın.
Oysa sen, başkalarının cümlelerinden çok daha fazlasıydın.
Bir gün anlayacaksın; kaybettiğin şey sadece insanlar değildi. Bazen onların yanında kalabilmek için kendinden parçalar verdin. Her gidişte biraz daha sustun, her kırılışta biraz daha içine kapandın.
Ama hayat sana sonunda şunu öğretecek:
Kendini kaybettiğin hiçbir yerde gerçekten kazanmış sayılmazsın.
İşte o gün, aynanın karşısında sessizce durup kendine diyeceksin:
“Özür dilerim…”
Seni bu kadar beklettiğim için.
Seni bu kadar susturduğum için.
Seni başkalarının onayına muhtaç ettiğim için.
Sana hak ettiğin değeri zamanında vermediğim için…
Sonra başını kaldıracaksın.
Ve belki de hayatında ilk kez kendini seçmenin ne demek olduğunu anlayacaksın.
Çünkü insanın kendisine verebileceği en büyük söz şudur:
Bir daha hiç kimse uğruna kendimden vazgeçmeyeceğim.
— Yusuf Bingöl