Pamuk Tarlalarında Matem Var: “Kurtarmıyor” Diyen Çiftçinin Hikâyesi

Bu sene pamuk tarlalarında esen rüzgâr, çiftçinin yüzünü güldürmüyor. “Pamuk fiyatı çiftçiyi memnun etmedi” cümlesi, sanki her gün tarlada, kahvede, pazarda yankılanan bir ağıt gibi. Alıcıya sorduğunuzda, “Dünya borsası, uluslararası piyasalar” diye cevap veriyor; üreticiye sorduğunuzdaysa, omuz silkiyor: “Kurtarmıyor.” Peki, bu “kurtarmıyor”un ardında yatan gerçek ne? Neden pamuk, dünyanın başka köşelerinde çiftçiyi güldürürken, bizim tarlalarımızda matem havası estiriyor?

Sorunun cevabı, belki de en basit haliyle şu: Pamuğun kâr getirmesi için, üretim maliyetlerinin, satış fiyatının altında kalması gerekir. Dünya borsalarındaki fiyatlar her neyse, eğer siz o fiyatın altında bir maliyetle pamuk üretemiyorsanız, “kurtarmıyor” demenin ötesinde, borç batağına saplanıyorsunuz demektir.

Girdiler kârın düşmanı olunca, işte tam bu noktada, “girdilere” bakmak gerekiyor. Başta enerji olmak üzere, gübre, mazot, tohum, ilaç… Tarlayı sürmekten, hasadı toplamaya kadar her aşamada bu girdiler çiftçinin cebinden çıkıyor. Peki, bu girdilerin fiyatları, pamuk üreten diğer ülkelerle aynı mı? Maalesef hayır. Enerji maliyetleri, mazot fiyatları, gübreden ilaca kadar bir dizi kalem, çiftçimizin sırtına binen ağır bir yük. Dünya pamuk fiyatları aynı seviyelerde olsa bile, bu yük altında “kurtarması” mümkün değil.

Örneğin, mazot pahalıysa, traktörün çalışması pahalı. Gübre pahalıysa, toprak verimsiz. Enerji pahalıysa, sulama sistemleri bir lüks. Tüm bunlar, pamuğun kilogram başına maliyetini yukarı çekiyor. Diyelimki Dünya piyasasında 10 liradan satılan pamuk, eğer siz 12 liraya mal ediyorsanız, bu işin matematiği baştan çökük demektir.

Diğer ülkelerde pamuğun “kurtarmasının” nedeni, genellikle daha düşük girdi maliyetleri, devlet destekleri veya ölçek ekonomisi. Büyük çiftlikler, toplu alımlar, verimlilik odaklı politikalar… Bizde ise çiftçi, hem küçük ölçekli yapısıyla, hem de yüksek maliyetlerle boğuşuyor. Dünya fiyatları dalgalandığında, bu dalgaların altında kalmamak neredeyse imkânsız hale geliyor.

O halde çözüm, sadece pamuk fiyatını yukarı çekmekte değil, çiftçinin üretim maliyetlerini aşağı çekmekte yatıyor. Enerjide, mazotta, gübrede sübvansiyonlar veya istikrarlı fiyat politikaları, çiftçinin nefes almasını sağlayabilir. Tarımsal desteklerin etkin ve zamanında ulaşması, verimliliği artıracak teknolojik yatırımlar ve planlı üretim, pamuğu yeniden “kurtaran” bir ürün haline getirebilir.

Çiftçinin “kurtarmıyor” sözü, sadece bir sezonun hüznünü değil, tarım politikalarımızdaki yapısal sorunları da anlatıyor. Pamuk, sadece bir örnek. Aslında her “kurtarmıyor” diyen çiftçi, bir yandan da “Maliyetler çok yüksek, destek yetersiz, rekabet şansımız yok” diye haykırıyor. Yetkililerin biran önce bu sesi duymak ve gereken adımları atması gerekiyor. Yoksa, pamuk tarlalarındaki matem, tarımımızın geneline yayılmaya devam edecek.