Köşe yazısı Diyarbakır’ın belediyecilik geçmişine baktığımızda, aslında bir şehrin sadece yönetim biçiminin değil, aynı zamanda toplumsal yapısının, kültürel çeşitliliğinin ve tarihsel dönüşümünün de izlerini görürüz.

Bugün “belediye” dediğimiz kurumun temelleri, Osmanlı döneminde “Şehremaneti” adıyla atılmış ve bu yapı zamanla Cumhuriyet’le birlikte modern bir yönetime evrilmiştir.

Osmanlı’nın son dönemlerinde, özellikle 1853 Kırım Savaşı sonrasında şehirlerin yönetiminde daha düzenli bir sisteme ihtiyaç duyulmuş ve ilk belediye teşkilatları kurulmuştur. Diyarbakır’da ise bu yapı 1865 yılında hayata geçirilmiştir. O dönemde “Şehremini” olarak anılan belediye başkanları, sadece idari görevler yürütmekle kalmıyor, aynı zamanda şehrin sosyal dokusunu da temsil ediyordu.

1882 tarihli Diyarbekir salnamesine baktığımızda dikkat çekici bir tabloyla karşılaşırız: Müslüman ve gayrimüslim yöneticilerin birlikte görev yaptığı, adeta bir denge ve birlikte yönetim modeli. Bir Şehremini Müslüman ise yardımcısının Hristiyan olması ya da tam tersi bir düzenin kurulmuş olması, o dönemin çok kültürlü yapısının belediye yönetimine nasıl yansıdığını açıkça ortaya koyuyor. Bu, bugün dahi üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir mirastır.

Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte belediyecilikte yeni bir dönem başlamış, 1922’de çıkarılan kanunla birlikte modern belediye yapısı oluşturulmuştur. Artık şehirler, merkezi yönetimle daha uyumlu, daha planlı bir şekilde yönetilmeye başlanmıştır. Diyarbakır da bu dönüşümden nasibini almış, Şehremanetinden belediyeye geçiş süreciyle birlikte yeni bir kimlik kazanmıştır.

Bu süreçte görev yapan belediye başkanlarına baktığımızda ise her dönemin kendi şartlarını yansıtan bir yönetim anlayışı görüyoruz. Kimi zaman seçilmiş başkanlar, kimi zaman vekâleten görevlendirilen isimler, hatta askeri müdahalelerin ardından atanan yöneticiler… Tüm bu isimler, Diyarbakır’ın yakın tarihine tanıklık etmiş ve şehrin gelişiminde rol oynamıştır.

1984 yılı Türkiye’de büyükşehir belediyeciliğinin başladığı yıl olurken, Diyarbakır bu statüye 1993 yılında kavuşmuştur. Bu, sadece idari bir değişiklik değil, aynı zamanda hizmet alanının genişlemesi ve şehir yönetiminde yeni bir dönemin başlaması anlamına gelmiştir.

Diyarbakır’da Özellikle 2004 ve 2012’de yapılan yasal düzenlemelerle birlikte Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin sınırları genişlemiş, hizmet ağı tüm il sınırlarını kapsayacak şekilde büyümüştür.

Bugün gelinen noktada Diyarbakır, geçmişten aldığı bu köklü belediyecilik mirasıyla geleceğe yürümeye devam ediyor. Ancak şu gerçek unutulmamalıdır: Bir şehrin gelişimi sadece yasalarla ya da yöneticilerle değil, o şehirde yaşayan insanların ortak iradesiyle mümkün olur.

Diyarbakır’ın belediyecilik tarihi bize şunu gösteriyor; bu şehir her dönemde değişmiş, dönüşmüş ama özünü kaybetmemiştir. Belki de asıl mesele, bu köklü geçmişten ders çıkararak geleceği daha sağlam temeller üzerine inşa edebilmektir.