Bir Gözyaşı, Bir Devlet
Bir Gözyaşı, Bir Devlet
Bir çocuğun gözyaşı, sadece bir damla su değildir.
O damla, insanlığın vicdan terazisidir.
O damla, devletlerin sınav kağıdıdır.
Ve o damla, bazen bir milletin utancıdır.
Çaresizlik, çocuklara yakışmaz.
Bir çocuk “neden?” diye sorduğunda, cevapsız kalmak bir toplumun en büyük eksikliğidir.
Çünkü çocuklar soru sorar, büyükler cevap verir.
Ama bazen büyükler susar, devletler görmezden gelir, insanlık kulaklarını kapatır.
Oysa bir çocuğun ağlaması, sadece evde değil, mecliste de duyulmalıdır.
Sokakta titreyen bir çocuk varsa, kaloriferin sıcaklığı yetmez.
Devletin şefkati gerekir.
Toplumun merhameti gerekir.
İnsanlığın uyanması gerekir.
Bir çocuğun gözyaşı, sınır tanımaz.
Din, dil, ırk ayırmaz.
O gözyaşı, evrensel bir çağrıdır:
“Beni koruyun. Beni anlayın. Beni unutmayın.”
Bir çocuğun çaresizliği, sadece ailesinin değil, hepimizin meselesidir.
Devletin bütçesi kadar vicdanı da olmalıdır.
İnsanlığın teknolojisi kadar merhameti de gelişmelidir.
Çünkü bir çocuk ağlıyorsa, dünya hâlâ eksiktir.