15 Mayıs… Yine aynı sahte cümleler kurulacak. Yine herkes merhamet dağıtır gibi konuşacak. Bir günlüğüne vicdan gösterisi yapılacak, sonra engelli bireyler yeniden yalnız bırakılacak.
15 Mayıs…
Çünkü bu toplumun en iyi yaptığı şey, samimiyetsizliği alkışlamaktır.
Bugün “yanınızdayız” diyenlerin çoğu, yarın bir engelli birey iş başvurusu yaptığında yüzünü çevirecek.
Otobüste yer vermeyenler, kaldırıma araba çekenler, küçümseyen bakış atanlar… Sonra dönüp utanmadan “hepimiz insanız” diyecek.
Hayır.
Herkes insan doğar ama herkes insan kalamaz.
Bir insanın ayağı tutmayabilir…
Ama sizin kalbiniz çürümüşse, asıl engelli sizsiniz.
Bu ülkede engelli bireyler yaşamıyor, resmen hayata tutunmaya çalışıyor.
Çünkü onların önüne sadece merdiven değil, insanların egosu da dikiliyor.
Bir engelli bireyin önüne park edilen araba sadece bir araç değildir.
O, “senin hayatın benim rahatım kadar önemli değil” demenin başka şeklidir.
Ve en ağır şey ne biliyor musunuz?
İnsanların acıyarak bakması…
Sanki karşısındaki insan eksikmiş gibi…
Oysa eksik olan onların insanlığı.
Bazıları bedenindeki engelle savaşıyor,
bazıları ise sizin gibi vicdansız insanlarla.
Ne garip değil mi?
Tekerlekli sandalyedeki insanlar hayata tutunmaya çalışırken, sapasağlam görünen birçok insan karakter yoksunu yaşıyor.
Asıl felç olan bedenler değil;
iyiliği ölmüş kalpler.
Engelli bireyleri görünce başını çeviren insanlar var bu toplumda.
Çünkü görmek sorumluluk getirir.
İnsanlar artık sorumluluk değil, sadece rahat istiyor.

Sonra çıkıp “neden bu kadar kırgınlar?” diye soruyorlar.
Çünkü siz bir insanı yıllarca yok sayıp sonra gülümsemesini bekliyorsunuz.
Bir engelli birey her gün sadece yaşamak için ekstra savaş veriyor.
Ama bazı insanlar bir gram empati kurmayı bile fazla görüyor.
Ve gerçek şu:
Engelli bireyler kimseye yük değil.
Asıl yük; vicdansızlığı normalleştiren insanlar.
Bir gün herkes aynaya bakmalı.
Çünkü bazı insanların bedeninde hiçbir engel yok ama ruhu çürümüş, merhameti ölmüş, insanlığı enkaza dönmüş.
15 Mayıs kutlama günü değil.
Bu toplumun utanç günüdür.
Çünkü hâlâ bir insan sırf farklı diye dışlanıyorsa,
orada eksik olan şey sağlık değil, şereftir.