Öğüt Değil, Örnek Gerek
Öğüt Değil, Örnek Gerek
Toplumun en büyük yanılgılarından biri, öğüt vermeyi bir erdem sanmasıdır. Oysa öğüt, çoğu zaman havada asılı kalan kelimelerden ibarettir. Dinleyen kulak çoktur ama izleyen göz daha fazladır. İnsanlar, söze değil davranışa bakar.
Bugün sokakta, iş yerinde, okulda ya da evde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, öğüt veren değil örnek olan insandır. Çünkü örnek olmak, sessiz bir öğüttür; kelimesiz bir ders, tartışmasız bir rehberdir. Çocuğa dürüstlüğü anlatmak yerine dürüst davranmak, işçiye çalışkanlığı telkin etmek yerine alın teriyle çalışmak, topluma adaleti hatırlatmak yerine adil kararlar almak… İşte gerçek etki budur.
Öğüt, kulağa çarpar ve çoğu zaman orada kalır. Örnek ise gözden kalbe iner, davranışa dönüşür. Bu yüzden toplumun önünde duranların, kürsüde konuşanların, makamda oturanların, hatta sıradan vatandaşın bile en büyük sorumluluğu örnek olmaktır.
Belki de bu yüzden büyüklerimizin “hal dili” dediği şey, söz dilinden daha kıymetlidir. Çünkü hal, insanın gerçek aynasıdır.
Sonuçta mesele basit: Öğüt veren çok, örnek olan az. Bizim ihtiyacımız ise tam tersidir.